Servislerimiz: Ücretsiz Blog Al - Oyun- Forum - Arkadaslik - Sohbet - Upload - Link - Haber - Sinema - Bursa - HipHopCi - Oyun Hileleri - Magazin - KADINCA Astroloji BursaFace


yazla ilköğretim web-sitesi
son güncelleme: 03/06/2008 2:33 pm

Ramazan ABBASOĞLU

OKUL MÜDÜRÜ



Kategoriler
tarihi bilgiler
fen ve teknoloji
okul hakkında
YAZLA İLKÖĞRETİM OKULU
Sosyal Bilgiler-Salim YAMAN
tbmm
şiirler
belirli gün ve haftalar
çeşitli haberler
Türkçe
kaybettiren hisseler
hz ömer
gereksiz bilgiler
EĞİTİM
SAĞLIK
ülkeler
bilmece
29 ekim cumhuriyet bayramı
ATATÜRK
öğretmenler günü
coğrafya
matematik
eğitim siteleri
piyesler
HZ MUHAMMED (PEYGAMBERİMİZ)
spor
bilgi yarışması
En son alinan notlar
anzaklı ömer
[June 3, 2008]

kanije savunması
[May 27, 2008]

23 nisan kutlama programı
[April 16, 2008]

fen bilgisi soruları
[April 1, 2008]

matematik soruları
[April 1, 2008]

genel kültür soruları
[April 1, 2008]

türkçe soruları
[April 1, 2008]

sosyal bilgiler soruları
[April 1, 2008]

kurşun kalem
[March 25, 2008]

güzel sözler
[March 25, 2008]

03/06/2008 2:33 pm
anzaklı ömer

 

ANZAKLI ÖMER'İN HİKÂYESİ

 

 

1957 yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD'ye giden doktor Ömer Musluoğlu görev yaptığı hastahanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatıyor:
    "Amerika 'ya gittiğim ilk yıllar ( 1957) lisanım pek o kadar iyi değil.newyork'da Medical Center Hospital adlı bir hastahanede görev almıştım. Fakat vazifem kan almak,kan vermek,serum takmak,elektrokardiyoğrafi çekmek gibi işler.. Hastaya o kadar önem veriyorlar ki yeni doktorlar hemen direk olarak hasta muayenesine ,tedavisine verilmiyıor. Diğer zamanlarda da laboratuarda çalışıyorum.
    Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam. Tahminen yetmiş beş yaşlarında tabii kendisi ile ingilizce konuşuyorum.
- Kan vereceğim kolunuzu açar mısınız?
Çünkü adamcağız kanser hastası olduğu halde üstelik kansızdı. Elimde kan torbası da var tabii ki.. pazusunu açtım. Baktım pazusunda dövme şeklinde bir Türk bayrağı var. Çok ilgimi çekti benim. Kendisine sormadan edemedim.
- Siz Türk müsünüz?
Kaşlarını yukarıya kaldırarak " Hayır "manasına işaret yaptı. Ama ben hala merak ediyorum:
- Peki bu kolunuzdaki Türk bayrağı nedir?
"Aldırma işte öylesine bir şey dedi. Ben yine ısrarla dedim ki:
- Fakat benim için bu bayrak çok önemli. Dikkatimi çekti. Çünkü bu benim milletimin bayrağı,benim bayrağım...
Bu söz üzerine gözlerini açtı. Derin derin yüzüme baktı ve mırıltı halinde sordu:
- Siz Türk müsünüz?
- Evet Türk'üm....
İhtiyar gözlerime bakarak tanıdık bir göz arıyor gibiydi. Anlatmaya başladı:
- Yıl 1915. Sen hatırlamasın o yılları. Çanakkale diye bir yer var Türkiye'de .orada savaşmak üzere bütün Hıristiyan devletlerden asker topluyorlardı. Ben Anzak'tım Avustralya Anzaklarından ...
İngilizler bizi toplayıp dediler ki: "Barbar Türkler Hıristiyan dünyasını yakıp yıkacaklar. Bütün dünya o barbarlara karşı cephe açmış durumda . birlik olup üzerine gideceğiz. Bu savaş çok önemlidir." Biz de inandık sözlerine vaadetlerine... Savaşmak isteyenler arasına katıldık.
    Avustralyalı Anzak ihtiyar anlatmaya devam ediyordu:
- Bizim yıkayan İngilizler,Türklere karşı topladığı askerlerin tamamını Çanakkale'ye sevkediyorlarmış. Bizi gemilere doldurup Mısır'a getirdiler o zaman . Mısır'da şöyle böyle birkaç ay talim gördük. Atış talimi . ondan sonra da bizi alıp Çanakkale'ye getirdiler.
Savaşın şiddetini ben ilk orada gördüm. Öyle ki denize düşen gülleler suları metrelerce yukarı fışkırtıyor,gökyüzünde havai fişekler ,geceyi gündüze çeviriyordu zaman zaman...
Her taaruzunda bizden de Türklerden de yüzlerce insan hayatının baharında can veriyordu. Fakat biz hepimiz Türklerdeki gayret ve cesareti uzaktan gördükçe şaşırıyorduk. Teknolojik yönden çok çok üstün olduğumuz gibi sayı bakımından da fazlaydık. Peki onlara bu cesaret ve kuvveti veren şey neydi? İlk başlarda zannediyordum ki İngilizlerin bize anlattığı gibi Türkler barbarlıktan böyle saldırıyorlar. Meğer barbarlıktan değil,kalplerinde ki vatan sevgisinden kaynaklanıyormuş . bunu nereden anladığımı söyleyeyim.
Biz karaya çıktık. Taarruz edemiyoruz. Bizi püskürtüyorlar. Tekrar taaruz ediyoruz. Bizi tekrar püskürtüyorlar. Tekrar taaruz ediyoruz. Derken böyle bir taarruzda başımdan yediğim bir dipçik darbesiyle kendimden geçmişim.
Meraktan ağzım açık yaşlı Avustralyalıyı dinliyorum. Savaşın dehşetli anılarını anlatırken hastalığına rağmen tir tir titremeye başlamıştı. Devam etti:
-Gözlerimi açtığımda kendimin yabancı insanların arasında gördüm. Nasıl korktuğumu anlatamam. Çünkü İngilizler bize Türkleri barbar,vahşi kimseler olarak tanıttı ya...
Ama dikkat ettim. Yaralarımı sarmışlar. Bana hiç de öfkeli bakmıyorlar. Kendime geldim iyice bu defa çantalarında bulunan yiyeceklerden ikram ettiler bana. İyi    biliyorum ki onların yiyecekleri çok çok azdı. Bu haldeyken bile kendileri yemeyip bana ikram ediyorlardı. Şoke oldum doğrusu. Dedim ki; kendi kendime:
- Bu adamlar isteseler şu anda beni öldürdüler. Ama öldürmüyorlar... Veyahut isteseler önceden öldürebilirlerdi. Halbuki beni cephenin gerisine götürdüler. Biz esirlere misafir gibi davranıyorlardı.
Bu duygularla "Yazıklar olsun bana" dedim. "Böyle asil insanlarla niye ben savaşıyorum ben . Niye savaşmaya gelmişim. Bu İngiliz milleti ne yalancıymış ne kadar Türk düşmanıymış"diyerek pişman oldum. Ama bu pişmanlığım fayda etmiyor ki... Bu iyiliğe karşı ne yapsam düşündüm durdum günlerce.....
  

 

  Nihayet bize serbest bıraktılar. Memleketime döndüm. İşte memlekette Türk milletini ömür boyu unutmamak için koluma bu dövme Türk bayrağını yaptırdım. Bu bayrağın esrarı bu işte.
    Benim gözlerim dolu dolu ihtiyara bakarken o devam etti:
- Talihin cilvesine bakın ki o zaman ölmek üzere iken yaralarıma iyileştirerek ,sıhhate kavuşmama çaba sarfeden Türkler idi. Şimdi de Amerika gibi bir yerde yıllar sonra yine iyileştirmeye çaba sarfeden bir Türk...
    Ne garip değil mi? Avustralya 'dan Amerika'ya gelirken bir Türkle karşılaşacağımı hiç tahmin etmezdim. Size minnettarım. Siz Türkler gerçekten çok merhametli insanlarsınız. Bizi hep kandırmışlar... Buna bütün kalbimle inanıyorum.
    Peşinden nemli gözlerle "Bana adınızı söyler misiniz? Dedi. "Ömer" cevabını verdim. Gayet merakla tekrar sordu:
- Peki niçin Ömer ismin, vermişler sana ?
- Babam müslümanların ikinci halifesi isminden ilham alarak bana Ömer adını vermiş.
- Yahu senin adın müslüman adı mı ?
Ben "Evet, Müslüman adı" deyince yüzüme baktı baktı,birden doğrulmak istedi. Ban mani olmak istedim. Israr etti.
    Ama niye ısrar ediyordu?
İhtiyarın ısrarına dayanamayıp yatakta oturmasına yardım ettim. Gözleri dolu soluydu. Yüzüme bakarak dedi ki:
- Senin adın güzelmiş. Benim adım şimdiye kadar Mr. Josef Miller idi. Şimdiden sonra "Anzaklı Ömer" olsun.
- Olsun
Peki doktor beni müslüman eder misin?Müslüman olmak zor mu ?
    Şaşırdım. Nasıl da birdenbire Müslüman olmaya karar gelmişti. Meğer o yaşa gelinceye kadar içten içe hep düşünüyormuş da kimseyle konuşamadığı için ,soramadığı için konuşamıyormuş..
- Tabii dedim müslüman olmak çok kolay.
Sonra kendisine imanın ve İslamın şartlarını anlatırım. Kabul etti. Hem kelime-i şahadet getiriliyor, hem de çocuklar gibi ağlıyordu.
    Yaşlılık bir yandan,hastalık bir yandan b,ir de yıllardan beri içinde kavuşmak isteyip de bilemediği için kavuşamadığı İslamiyet'e olan hasretin sona ermesi bir yandan bu yaşlı gönlü duygulanmıştı. ...Mırıldandı:
- Siz müslümanlar tesbih çekersiniz bana da bir tesbih bulsan da ben de yattığım yerden tesbih çekerek Allah'ımı ansam olur mu?
Bu sözden de anladım ki dedelerimiz savaş esnasında Hakkı'ı zikretmeyi ihmal etmiyormuş. Neyse uzatmayayım hemen bir tesbih bulup kendisine getirdim.
    Hasta yatağında tesbih çekiyor,biz de gerektiğinde tedavisiyle ilgileniyorduk. Fakat benim için o daha bir başkalamıştı. Müslüman olmuştu.
Bir gün yanına gittiğimde samimi bir şekilde rica ettim.
- Beni yalnız bırakma olur mu?
- Ne gibi Ömer amca ?
- Ara sıra gel de bana İslamiyeti anlat!sen çok güzel şeylerden bahsediyorsun. O sözleri duydukça kalbim ferahlıyor.
O günden sonra her gün yanına gittim. Bildiğim kadarıyla dinimizi anlattım. Fakat günden güne eriyip tükeniyordu.
    Kaç gün geçti tam hatırlamıyorum . hastanenin genel hoparlöründen bir anons duydum. "Doktor Ömer! Lütfen 217 numaralı odaya gelin!"
    Dedim ki içinden "Bizim Ömer amca galiba yolcu?"hemen yukarı çıktım. Odasına vardığımda gördüğüm manzara aynen şöyleydi:
Sağ elinde tesbih açık duran sol kolunun pazusunda dövme Türk bayrağı,göğsünde imanı ile ,koskoca Anzaklı Ömer son anlarını yaşıyordu.
    Hemen başucuna oturdum. Kendisine kelime-i şehadet söylettirdim. O şekilde kucağımda teslim-i ruh etti....
    Bir Çanakkale gazisi görmüştüm. Yıllar sonra da olsa Müslüman Türk milletine olan sevgisi sayesinde kendisine iman nasip olmuştu.
    "Ne yalan söyleyeyim,ağladım."

 


27/05/2008 2:28 pm
kanije savunması
KANİJE ZAFERİ VE TİRYAKİ HASAN PAŞA

 

            Osmanlı Devleti bir kalenin kurtuluşuna sevinir oldu. Önceleri padişah sefere çıktı mı bir ülke hatta ülkeler fethedilirdi. Ama ya şimdi bir kalenin savunmasına vezirlik verilir oldu. Yıl 1601 Kanije kalesini Avusturyalılar kuşatır. İhtiyar komutan(emekli olmamış daha neyi bekliyorsa)  kaleyi düşman askerlerine oranla az bir askerle savunuyor(Düşman 40 bin, kuvvetlerimiz 5 bin). Ama ne savunma, tarihte eşine az rastlanır cinsten. Bütün savaş hilelerini kullanıyor Tiryaki Hasan Paşa.

           

            Arşidük Maksimilyan, kırk bin kadar asker ve dev gibi gü­lleler atan onlarca topla Kanije kalesini muhasara etti. Ve sa­bah- akşam kaleyi toplarla ateş yağmuruna tuttu. Kurnaz paşa düşmana önce topla karşılık vermez, kaleye yaklaşan düşman askerlerine belli bir süre tüfekle karşılık verir. Düşman “Türklerde top ve cephane yok” hissine kapılır. Düşman bu nedenle kaleye toplu hücuma kalkar; bu esnada toplara ateş emri veren Tiryaki Hasan Paşa Avusturyalılara büyük zayiat verdirir.

 

             Tiryaki Hasan Paşa, sadrazama bir haberci gönderir. Böylelikle sadrazamdan yardım isteyecektir. Küçüklüğünden beri yanında yetiştirdiği bir kaç lisan bilen Karapençe adlı serdengeçtisini yardım isteğiyle gön­dermeye karar verdi. Karapençe, paşasının emrini yerine ge­tirmek üzere derhal yola çıktı. Çok kısa zamanda sadrazamı Belgrad'da bulup mektubu veriverdi. Karapençenin getirdiği mektuba cevabı “İstolni Belgrad üzerine gittiği ve dönüşte imdada geleceği” yönünde idi. Karapençe derhal paşasının yanına dönüp cevabi mektubu verdi.

           

            Sadrazamından gelen mektubu okuyan Hasan Paşa bu mektubun askerler arasına iyi tesir yapmayacağını tah­min ederek, kendisi bir başka mektup kaleme aldı. Kendi yazdığı mektupta sadrazam güya şöyle diyordu: “Gazilerimin hepsinin fedakârca, kahramanca müdafaaya gayret göste­receklerini biliyorum. Çok yakında bizde oraya gelir ve ol gaileyi hep beraber ortadan kaldırırız.” Tiryaki Hasan Paşa, bütün askerleri toplatıp onların cesaretlerini yükseltecek bu mektubu okuttu. Bunun üzerinde askerde bir ümit ışığı doğdu.

           

            Bütün bunlar olmakta iken Arşidük Maksimilyan kuvvetle­ri Kanije Kalesine girebilmek için Berk Suyu üzerinde bir köprü inşasına başladı. İnşaata baskın yapan askerlerimiz iki de esir almışlardı. Bu iki Avus­turyalı esiri sorguya bizzat çeken Tiryaki Hasan Paşa sorgudan sonra Kara Ömer Ağa'ya “Al bunları öldür” diyerek verdi. Hâlbuki Paşa, Ömer Ağa ile daha evvel kumpasını kurmuştu. Ömer Ağa esirleri alıp kalenin dibine götürüp, kendisinin de onlardan olduğunu paşanın öldür demesine rağmen kendilerini öldürmeyeceğini, hava kararır kararmaz serbest bırakacağını, bu paşanın çok kurnaz olduğunu, kalede cephane ve barutun bol olduğunu yeterli miktarda askerin bulunduğunu anlattı. Ve esirleri salıverdi, esirler kurtulmanın sevinciyle doğruca Arşidük Maksimilyan’ın yanına vardılar, olanları anlattılar. Tecrübe sahibi paşa bu şekilde düşmana güçlüyüz, ayaktayız kaleyi savunacağız intibası verir.

           

            Tiryaki Hasan Paşa'nın iki kölesi fırsatını bularak kalenin gizli kapısından kaçmışlar ve düşman ordugâhına gitmişler­di. Kaçan esirler kalenin ve paşanın sırlarını biliyorlardı. Tiryaki Hasan Paşa bunun da çaresini engin zekâsıyla buldu. Derhal küçük bir birlik gönderip dört kişi yakalattı. Yaka­lananları yanına getirip onlara sordu: “İki tane adamımı gön­derdim kralınızla görüştü mü.” diye sordu. Onlarda: “Evet birinin adı Kenan diğerinin Handanmış, yiyecek ve barutları­nın olmadığını asker sayısının ise azaldığını bu sebeple taar­ruz edilirse netice iyi olur” dediklerini söylediler. Hasan Paşa, Kara Ömer Ağa'ya bunları da öldür diye emir verdi. Kara Ömer Ağa esirleri alıp gitti. Onlara biraz bağırdı. Siz ne biçim adamsınız hep esir düşüyorsunuz? Ben, sizleri kurtara kurtara bir gün kendim ele geçeceğim ama benim imdadıma kim­se yetişmeyecek... Şimdi beni dikkatle dinleyin:“Sizden evvel gelen iki esiri bu paşa yine bana vermişti. Öldürmemi emretmişti. Bende sizlerden olduğum için onları salmıştım. Bu paşa çok kurnaz bir adam, o Handan ile Ke­nan paşanın has adamlarıdır. Onları bizzat paşa gönderdi. Kalede bütün işler yolundadır. Barutta var, zahirede var, as­ker ise o da var. İşin daha ehemmiyetli tarafı Macarlarla an­laşma imkânı gün geçtikçe daha çok mümkün hale geldi. Avusturya ordusundan bazı firarlar Macarların canını sıkıyormuş” dedi. O sırada Avusturya ordusundan donduru­cu soğuklar yüzünden firarlar oluyor ve Arşidük Maksimilyan bunu önleyemiyordu. Kara Ömer Ağa, bunların eline bir çu­val ekmek vererek salıverdi.

           

            Tiryaki Hasan Paşa yine Karapençe’yi yanına çağırmış, kendisine iki mektup vermiş, bunun bir tanesini düşman or­dugâhına yakın bir yerde bırakmasını tembih ediyordu. Düş­manın eline geçmesini istediği mektubu paşa şu mealde ka­leme almıştı: Kalenin pekiyi durumda olduğunu belirten ifa­delerden sonra “Küçüklükten beri yanımda büyüttüğüm Handan ile Kenan’ı düşman ordugâhına gönderdim. Kale hakkında Macarlarla anlaşmakta olduğumuz haricinde ne söylerseniz söyleyin dedim. Barutumuzun az olduğunu, askerin son de­rece kifayetsiz miktarda olduğunu, yiyecek sıkıntısı baş gösterdiğini söyleyebileceklerine ruhsat verdim. Şimdi sizde son derece hazırlıklı olun ki; zamanında yetişesiniz.” Bu mektubu Karapençe güzel bir şekilde paketledikten sonra Avusturya ordugâhı yakınlarına bıraktı. Düşman ertesi gün mektubu bulmuş ve Arşidük Maksimilyen'e vermişti. Arşidük, mektubu okumuş, Kara Ömer Ağanın bıraktığı esirleri dinlemiş ve Hasan Paşanın firari kö­lelerini casus olarak kabul etmekten başka çaresi kalmamış­tı. Tabii casusların uğratılacağı ceza ölümdü... Handan ve Kenan'a ihanetlerinin cezası ölüm olarak verildi... Avusturya­lılar başlarını kestikleri Handan ile Kenan'ın başlarını birer mızrağa takmış mücahitlere gösterirken şöyle bağlıyorlardı: “Paşanızın casusları tutuldu görün akıbetlerini.”Mücahitler bunu görünce kahkahalar atmaktan kendilerini alamadılar. Ve bu olay kumandanları Tiryaki Hasan Paşa'ya olan bağlılık ve takdirlerini bir kat daha arttırdı.

 

            Kış bastırınca kaledekilerin durumu daha da vahim hal almıştı. Artık dayanmak imkânsız hale gelmişti. Bu durum karşısında Hasan Paşa diğer komutanlarıyla istişare ederek umumî bir taarruza karar verdi. 17 Kasım 1601'de Mehteran cenk havasını vurmaya başlamıştı. Kaledeki serdengeçtiler tekbir getiriyorlardı. İşte bu coşkunluk içerisinde Gazi Kara Ömer Ağa 800 yiğitle kaleden çıkmış ve yıldırım gibi düşman içerisine dalmıştı. Bu beklenmedik saldın hareketi üzerine düşman paniğe kapılmıştır. Onlar Sadrazamın ordusunun geldiğini zannediyorlardı. Hasan Paşa ise kaledeki bütün topları son bir defa ateşletiyor ve güya Sadrazamı selamlıyordu. Düşman ordugâhı karışmıştı ve panik başlamıştı. Gazilerin "Allah Allah" sedaları yeri göğü tutuyordu. İlk hamlede düşmanın bütün ağırlıkları, yiyecekleri, cephaneleri ele geçirilmişti. Düşman 18 bin ölü vererek darmadağınık vaziyette kaçışmaya başlamıştı. Bunun üzerine üç bin yeniçeri düşmanı takibe başlamış ve 18 Kasım günü de 30 bin düşman imha edilmişti. Başkumandan Arşidük ve çok az askeri canını zor kurtarmıştı. Düşmanın onlarca büyük kuşatma topu, binlerce tüfek, çadır, kazma ve kürek ele geçirilmişti. Ayrıca Arşidük’ün altın tahtı ve otağı da zapt edilmişti. Muazzam bir zafer kazanılmıştı.

 

            Zaferin kazanılmasında tabi Hasan Paşanın savaş taktileri(hileleri) ve Türk askerinin cesareti, bağlılığı etkili olmuştu. Kazanılan bu zafer sonrasında Padişah III. Mehmet’in vezirlik makamına getirdiği Tiryaki Hasan Paşa ağlamış, ağlamasının sebebini soranlara da şu cevabı vermiştir:"Kanije'de ettiğimiz küçük bir hizmete karşılık bize vezirlik vermişler ve "Hatt-ı Hümayun" göndermişler. Hâlbuki Kanuni Sultan Süleyman, Makbul İbrahim Paşa'yı tam bir yetkiyle kendi yerine vekil tayin ettiği zaman bile O'nun eline bu kadar iltifatlar ihtiva eden bir mektup vermemişti. Rahmetli Piyale Paşa, Yavuz Sultan Selim Hazretlerinin damadı olduğu ve deniz muharebelerinde bütün Hıristiyan hükümdarlarının donanmalarına galip geldiği ve Sakız Adası'nın fethi gibi nice muvaffakiyetler elde ettiği halde kendisine vezirlik çok görülmüştü. İslâm Halifesi'nin Hatt-ı Hümayunu Kanije muhasarası gibi küçük bir hizmete mükâfat olmaya başladı. Devletin vezirliği, benim gibi kocamış kimselere kaldı. Buna üzülmeyeyim de neye üzüleyim!" Hasan Paşa bu sözleri söylerken aslında Devlet-i Aliyenin duraklama devrine girdiğini de ima eder aslında….


16/04/2008 4:16 pm
23 nisan kutlama programı
2007- 2008 ÖĞRETİM YILI YAZLA İLKÖĞRETİM OKULU 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KUTLAMA PROGRAMI

 

 

            Saygıdeğer misafirler, değerli öğretmenlerim ve sevgili öğrenci arkadaşlarım,

           

Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Hepiniz bayramımıza hoş geldiniz. Yazla İlköğretim Okulu olarak biz de bir program hazırladık. Şimdi hazırlamış olduğumuz programı takdim ediyorum.

 

            1.Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı.

            2.Okul müdürümüzün günün anlam ve önemini belirten konuşmaları.

            3.Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı.

            4.Gençliğe Hitabe

            5.Şiirler.

            6.Yarışmalar.

            7.Korodan şarkılar.

            8.Oyunlar ve halk oyunları gösterileri

 

            Şimdi, sizleri, ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK ve bu vatanın kurtuluşunda ve korunmasında canlarını feda eden şehitlerimiz ile bugün hayatta olmayan Türk büyüklerinin manevî huzurunda 1 dakikalık saygı duruşu ve akabinde okunacak İstiklâl Marşı’nın okunmasına davet ediyorum.

 

            1.DİKKAT! ( Bir dakikalık saygı duruşu)

            2.İstiklâl Marşı.

23 Nisan günü
Meclis kuruldu diye,
Büyük bayram verilmiş
Çocuklara hediye

3.Şimdi günün anlam ve önemini belirten konuşmalarını yapmak üzere okul müdürümüz Sayın Ramazan ABBASOĞLU’NU buraya davet ediyorum.

 “Türk olmak gurur duymaktır
Şanlı bir tarihe sahip olduğun için.
Türk olmak özgür olmaktır
Hürriyeti damarlarında taşıdığın için.
Mutlu olmaktır Türk olduğunu söylemekten
Türk olmak tüyleri diken diken olmaktır
İstiklal Marşı’nı dinlerken.”

 

            4. Şimdi 8/A sınıfından Ayşegül ÜNAL Milli Marşımızı ezberden okuyacak.

5.1/A sınıfı öğrencilerinden Tayyibe Nur POLAT’TAN “23 Nisan”  isimli şiiri okuyacak.

6. 8/A sınıfından Sümeyye YAMAN “TBMM’NİN açılışı” adlı yazıyı okuyacaktır.

 

Bizim için harcanan
Boşa gitmez bu emek,
Çünkü her Türk çocuğu
 23 Nisan demek...

            7.Şimdi ise 2/A sınıfından Ayşe UYKUN “Çocuğum hiç sordun mu?” isimli şiiri okuyacak     

8.Şimdi 7/A sınıfı öğrencilerinden Muhammet DELİGÖZ  “Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini” ezberden okuyacak.

9.3/A sınıfı öğrencisi Nazmiye TOPRAK “Çocuk” adlı şiiri okuyacak.

10.Şimdi 1. sınıf öğrencileri Atatürk’ün Hayatını slayt gösterisi halinde sunacaklardır.

            11. 2.sınıftan ……………  ………………. “23 Nisan” adlı şiiri okuyacaktır.

Tarihten eski yaşım,
Harpte eğilmez başım,
Toplar can yoldaşımdır,
Silahlar arkadaşım.

            12.5/A sınıfı öğrencileri “pamuk prenses ve yedi cüceler” isimli oyunu sergileyecekler.

            13.Şimdi 3. sınıf öğrencisi Emre DALYAN “Kanka” şarkısını pleybek yapacak.

14.Şimdi 2. kademe öğrencilerinden “çuval yarışını” izliyoruz.

15. 4. sınıftan Özcan AKINCI “23 Nisan” isimli şiiri okuyacaktır.

Okulumuz süslensin,
Bayrağımız yükselsin.
Kore’deki şehitler,
Bugün bayrama gelsin

16. 2. sınıf öğrencileri “pepe adam” isimli oyunu sergileyeceklerdir.

            17. 3. sınıf öğrencilerinden Hakan AKDAŞ “Dünya Çocuk Bayramı” adlı şiiri okuyacaktır.

            18. Şimdi 4. sınıf öğrencileri “Acil hasta” isimli oyunu sergileyeceklerdir.

            19. 3.sınıf öğrencileri Rabia AVCI, Derya ÇAYIROĞLU ve Salim KARA “Tırmala” isimli şarkıya pleybek yapacaklardır.

            20. Şimdi 2.sınıf öğrencilerinden “Sağır komşu” isimli oyunu izliyoruz.

            21. 5.sınıftan Sibel KÖSE “ Yaşa 23 Nisan” şiirini okuyacak.

22. ….. …. Sınıfı öğrencilerinden “sandalye kapma yarışını” izliyoruz.

22. 4/A sınıfından Fatma AÇIL …………………..........isimli şiiri okuyacak

23. 4. Sınıf öğrencileri Hatice Nur Karabacak ve Ayşe Deniz “Öykü ve Berk” taklidi yapacaklardır.

24. 2. sınıf  öğrencilerinden …………  …………… “Bugün bizim günümüz” isimli şiiri okuyacak.

25. 3. sınıf öğrencilerinden fıkra canlandırmaları izliyoruz.

26. 5. sınıftan Melahat Yaşar “23 Nisan günü” isimli şiiri okuyacaktır.

27.

28. Bisiklet yarışması için yarışmacıları sahneye davet ediyoruz.

29.3. sınıf öğrencilerinden “Yardım müsameresi” isimli oyunu izliyoruz.

30.Şimdi 4. sınıf öğrencilerinden Neziha Ergündüz ve Kevser Cüce “Eylem” adlı şarkıcının taklidini yapacaklardır.

31.Sırada 2.sınıf öğrencilerinin hazırladığı “Keloğlan” oyunu var. Arkadaşlarımızı buraya davet ediyoruz.

32.5. sınıf öğrencilerinden Kibar Gül “Bayramın Türküsü” isimli şiiri okuyacak.

33. 8. sınıf öğrencileri “M. Kemal ve Avrupalı Sefirler” adlı oyunu sergileyecekler.

“ Vur ozan tellere özgürcesine
Milli egemenlik türküsüdür bu
Dinle bak kulak ver Türk’ün sesine
Milli egemenlik ülküsüdür bu”

 

34. 3. sınıf öğrencileri “Araştırmacı öğrenci” adlı oyunu oynayacaklar.

35.Sırada “Ayşe Nine’nin mektubu” var.8. sınıftan ruziye Küçükpolat’ı buraya davet ediyoruz.

36. Şimdi 6. sınıf öğrencileri koro halinde şarkı ve marş söyleyecekler.

37.Okulumuz halk oyunları ekibini  sahneye davet ediyoruz.

 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için hazırlamış olduğumuz program burada sona ermektedir. Katıldığınız için teşekkür ederiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Salim YAMAN                                   Veysel ATEŞ                          Ramazan ABBASOĞLU

Sosyal Bilgiler Öğretmeni                     Matematik Öğretmeni Okul Müdürü


01/04/2008 2:24 pm
fen bilgisi soruları
  1. İnce bağırsak ile kalın bağırsağın birleştiği yere ne denir?

     

 

 

 

 

 

  1. Refleks davranışlarını beynin hangi kısmı gerçekleştirir?

     

 

 

 

 

 

  1. Organik besinlerin enerji hammaddesi olarak öncelikli kullanılışa göre ne şekilde sıralanır?

     

 

 

 

 

 

 

  1. Prokaryot canlılarda oksijenli solunum nerede gerçekleşir?

     

 

 

 

 

 

 

  1. Bir tepkime oluşurken dışarıya ısı veriyorsa böyle tepkimelere ne ad verilir?

     

 

 

 

 

 

 

 

1: (Kör bağırsak

 

2: ( Ekzotermik tepkimeler)

 

3: ( Karbonhidratlar- Yağlar- Proteinler)

 

4: ( Sitoplazma

 

5: ( Ekzotermik tepkimeler)


01/04/2008 2:23 pm
matematik soruları

MATEMATİK SORULARI

 

1.15 kişilik bir sınıftaki öğrencileri yaş ortalaması 20 dir. Bu sınıftan 2 öğrenci ayrıldığında yaş ortalaması değişmediğine göre ayrılan öğrencilerin yaşları toplamı kaçtır?

 

 

 

2.136,005 ondalık kesrinin  kaçtır?

 

 

3. =?   işleminin sonucu kaçtır?

 

 

4. 4 ve 5 kişilik 19 bankın olduğu bir parkta 83 kişilik oturma yeri vardır.Buna göre parkta 5 kişilik bankların sayısı kaçtır?

 

 

 

 

5. Bir sayının  ü ile   sinin çarpımının 10 eksiği 22’ye eşit ise bu sayı kaçtır?

 

 

 

 

6. İki basamaklı en küçük asal sayı ile iki basamaklı en büyük asal sayının toplamı  nedir?

 

 

 

 

Matematik Cevaplar:1. Cevap: 40       2. Cevap: 0,136005     3. Cevap:                 4. Cevap: 7

5. Cevap:16                 6. Cevap:  108

 


01/04/2008 2:21 pm
genel kültür soruları
Genel kültür soruları
1.Dinamiti icat eden ve her yıl adına çeşitli dallarda ödüller verilen ünlü bilim adamı kimdir?

 

 

 

2.Atletizmde mesafe olarak en uzun koşuya verilen isim nedir?

 

 

 

3. Mimar Sinan'ın Ustalık Dönemi eseri sayılan Edirne'de ki eserinin adı nedir?

 

 

 

 

4. Altın Palmiye Ödülleri hangi şehrimizde verilmektedir?

 

 

 

 

5.Anayasa mahkemesi başkanının adı nedir?

 

 

 

 

 

 

 

Cevaplar:1 Alfred Nobel             2. Maraton             3. Selimiye Camii            
4. Antalya                       5. Haşim KILIÇ

 


01/04/2008 2:20 pm
türkçe soruları

TÜRKÇE SORULARI

  1. “Yazar duygu yüklü konuşmanın tesir ile izleyicilerden büyük alkış almıştır,”

            Yukarıdaki cümlenin öğelerinin sıralaması nasıl olmalıdır?

 

  1. “Gülünce gözlerinin içi gülüyor” cümlesi yapı bakımından nasıl bir cümledir?
  2. “Diktatörler devrildikçe, demokrasiler güç kazanıyordu.”
Yukarıdaki cümlede “devrildikçe” kelimesinde hangi ses olayları vardır?

 

 

  1. “Kardeşim, toplantıdan hemen ayrılmak istediğini kulağıma yavaşça fısıldadı.” Tümcesinde hangi kelime gereksizdir?
  2. İhtiyar Kaptan Kara Memiş (  ) gelen askerlere  (  )

- Ben Türk’üm (   ) oğullar  (   ) ben Türk’üm (   )

Yukarıdaki parantez içlerine hangi noktalama işareti konmalıdır?

 

 

 

 

 

CEVAPLAR

C.1- Yazar  duygu yüklü konuşmanın verdiği tesir ile izleyicilerden büyük alkış     almıştı.

        Özne                          Dolaylı Tümleç                                              Belirtisiz Nesne     Yüklem

C.2- Birleşik cümle      C.3- Ünsüz sertleşmesi (benzeşmesi)

C.4- Yavaşça              C.5- Virgül – iki nokta – virgül – virgül - ünlem

 


01/04/2008 2:19 pm
sosyal bilgiler soruları
Sosyal bilgiler soruları
1.Ülkemiz sınırları içerisinde denize dökülen en uzun akarsuyumuz hangisidir?

 

 

2.Güneş ışınları Yengeç Dönencesine hangi tarihte dik gelir?

 

 

3. Osmanlı Devleti zamanında ilk nüfus sayımı hangi padişah zamanında yapılmıştır?

 

 

 

4. İstanbul’daki yazar ve aydınlar tarafından kurulan , Anadolu’daki bütün işgallerin haksızlığını basın-yayın yolu ile dünya kamu oyuna duyurmayı amaçlayan , bölgesel silahlı direniş grupları için “Kuva-yı Milliye “adını ilk kullanan cemiyetin adı nedir?

 

 

5. Ermeni meselesi hangi antlaşma ile uluslar arası sorun haline gelmiştir?

6.Atatürk İlkeleri hangi yılda anayasaya konulmuştur?
 

 

 

 

 

Cevaplar:1. Kızılırmak                2. 21 Haziran                            3. II.Mahmut
4. Milli Kongre Cemiyeti             5. Berlin Antlaşması                  6. 1937

 


25/03/2008 11:08 am
kurşun kalem
Kurşunkalem.. ......... ......

Çocuk, büyükbabasının mektup yazışını izliyordu. Birden sordu :

 

 

 

"Bizim başımızdan geçen bir olayı mı yazıyorsun ? Benimle ilgili bir hikâye olma ihtimali var mı ? "

 

 

 

Büyükbaba yazmayı kesti, gülümsedi ve torununa şöyle dedi :

 


"Doğru, senin hakkında yazıyorum. Ama kullandığım kurşun kalem yazdığım kelimelerden çok daha önemli. Umarım büyüdüğünde bu kalemi sen de seversin."

 

 

 

Çocuk kaleme merakla baktı ama özel bir şey göremedi.

 

"İyi ama bu kalem benim hayatımda gördüğüm diğer kalemlerden hiç farklı değil ki ! "

 


"Bu tamamen nesnelere nasıl baktığınla ilgili. Bu kalemin beş önemli özelliği var ve sen de bu özellikleri kendinde benimseyebilirsen hep dünyayla barışık bir insan olursun."

"Birinci özellik : Harika şeyler yapabilirsin ama attığın adımları yönlendiren bir el olduğunu asla unutma. Bizim için bu el Tanrı'dır ve her zaman kendi kudretiyle bizi o yönlendirir."

"İkinci özellik: Zaman zaman her ne yazıyorsam durmam ve kalemimin ucunu açmam gerekir. Bu kaleme biraz acı çektirse de sonuçta daha sivri olmasını sağlar. Bu yüzden bazı acılara göğüs germeyi öğrenmelisin, bu acılar seni daha iyi bir insan yapar."

"Üçüncü özellik : Kurşun kalem, yanlış bir şey yazdığında bunu bir silgiyle silmene her zaman olanak tanır. Yaptığımız bir şeyi sonradan düzeltmenin kötü bir şey olmadığını anlamalısın, aksine bu bizi adalet yolunda tutmaya yarayan en önemli şeylerden biridir."

"Dördüncü özellik: Kurşun kalemin en önemli kısmı, kalemin yapıldığı ahşabı ya da dışarı yansıyan şekli değil, içerisinde yer alan kurşunudur. O yüzden her zaman kendi içine bakmalı, en çok onu korumalısın."

"Beşinci ve son özelliği ise her zaman bir iz bırakmasıdır. Aynı şekilde sen de hayatta yaptığın her şeyin bir iz bırakacağını bilmeli ve her hareketinin farkında olmalısın."

Paulo Coelho

 


25/03/2008 11:07 am
güzel sözler
Özlü Sözler
 
•  İsterseniz yanlış düşünün, ama her durumda kendi kafanızla düşünün. (Doris Lessing)

•  Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsın. (Confucius)

•  İnsanların mutlulukları yada mutsuzlukları,talihin olduğu kadar Kendi karakterlerinin de eseridir.!! (Laochefoucauld)

•  Mutlu olduğunuz zaman, size bu mutluluğu veren faziletleri sonradan kaybetmeyiniz! (A.Maurois)

•  Mal kaybeden, bir şey kaybetmiştir, onurunu kaybeden birçok şey kaybetmiştir. Fakat cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmiştir. (Goethe)

•  Her şeyi bildiğini sanma! Gerçekte çok bilgili olsan da kendine Cahilim diyebilecek cesaretin olmalı. (Ivan Pavlov)

•  Gül sunan bir elde daima bir miktar gül kokusu kalır. (Çin atasözü)

•  Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım. (Necip Fazıl Kısakürek)

•  Sözün en güzeli, söyleyenin doğru olarak söylediği, dinleyenin de yararlandığı sözdür. (Aristo)

•  Yazı yazmayı öğrenmek, her şeyden önce düşünmeyi öğrenmektir. (Amie Suche)

•  Düşmanlarınızı affedin bu bir büyüklüktür. Ama onları unutmak büyük bir aptallıktır. (J.f kennedy)

•  Üç kişinin bildiğini, bütün köy biliyor demektir! (Alman atasözü)

•  Kötü bir cemiyetin bozamadığı insanı, Kötü bir arkadaş bozar (La Edri)

•  Şanssızlığa katlanabiliriz, çünkü dışarıdan gelir ve tümüyle rastlantısaldır. Oysa yasamda bizi asil yaralayan, yaptığımız hatalara hayıflanmaktır. (Oscar Wilde)

•  İyi ağaç kolay yetişmez; rüzgar ne denli güçlü eserse, ağaç da o denli sağlam olur. (J.Willard Marriot)

 




Resim Albümleri
müzikler



Dosyalarim
23 nisan


salim yaman
Salim YAMAN
Salim YAMAN

salim yaman
bölgelerin özellikleri
Naat
verimli ders çalışma ilkeleri
sosyal bilgiler 2.dönem 1.yazılı
dünyada ilkler
sosyal 1. dönem 1.yazılı
hazır cevaplar
trafik8yazılı
sosyal7 1.dönem 2.yazılı
çanakkale zaferi kutlama programı
23 nisan
yazılı tarihleri
2. dönem zümre
genç osman
hayvanlar
tbmm
VATANDAŞLIK
vatandaşlık8
vatandaşlık 2.dönem 2.yazılı
vatandaşlık7 2.dönem 2.yazılı
öğrenci konuşması
uygurlar
sosyal bilgiler7 2.dönem 2.yazılı
SÖZCÜK TÜRLERİ BULMACA
6. sınıf türkçe 2.dönem 2.yazılı
YENİ NOT ÇİZELGESİ
BİLGİ YARIŞMASI
YARIŞMA SORULARI
BİLGİ YARIŞMASI
BİLGİ YARIŞMASI
7.sınıfsosyal bilgiler2.dönem2.yzılı
7.sınıf vatandaşlık2.dönem 2.yazılı
6. sınıf 2. dönem 2. yazılı sorusu
7. sınıf 2. dönem 2. yazılı
2007dpysoruları 6.sınıf
2007dpysoruları 7.sınıf
6.sınıfsosyal bilgiler 2.dönem 2.yazılı
sosyal bilgiler
inkılap tarihi 2.dönem 2.yazılı
trafik 2.dönem 2.yazılı
gezi planı
gezi için veli izin dilekçesi
7.sınıf vatandaşlık 2.dönem 2.yazılı
sosyal bilgiler (6) 2.dönem 3.yazılı
sosyal bilgiler 7 2. dönem 3.yazılı
Sosyal Bilgiler Zümresi
VATANDAŞLIK YILLIK PLANI
tiyatro kulübü evrakları
SOSYAL BİLGİLER 6. SINIF YILLIK PLANI
trafik 8 yıllık planı
Kariyer Basamaklarında Yükselme sınavı
tiyatro kulübü
2007 türkiye zeka vakfı soruları
HAMMURABİ KANUNLARI
bilgi edinme kanunu örnek
İNKILAP TARİHİ 1.DÖNEM 1.YAZILI
inkılap tarihi 1.dönem 1.yazılı
vatandaşlık 8 1. dönem 1.yazılı
trafik 8 yazılı
SOSYAL BİLGİLER 6 1. DÖNEM 2. YAZILI
osmanlı ordusu
SOSYAL BİLGİLER 7 1. DÖNEM 2. YAZILI
SPOR KULÜBÜ
inkılap tarihi 1.dönem 2. sınav
7.sınıf sosyal bilgiler 1. dönem 3. yazılı
oks tarih soruları
7. sınıf sosyal bilgiler deneme
vatandaşlık 8 I. dönem II. yazılı
sosyal bilgiler 1. dönem 3. sınav
6. SINIF SOSYAL BİLGİLER 1.DÖNEM 3. YAZILI
yarışma (bilgi) soruları
anayasa notları
vatandaşlık soruları
nasreddin hocayı ne kadar tanıyoruz
hıdrellez şenlikleri
yarışmaya hazırlık
trafik 2d 1.yazılı
7. sınıf sosyal 2.dönme 1.yazılı


En yeni resimler