ücretsiz ödev ara

AnaSayfa

tarihi bilgiler
fen ve teknoloji
okul hakkında
YAZLA İLKÖĞRETİM OKULU
Sosyal Bilgiler-Salim YAMAN
tbmm
şiirler
belirli gün ve haftalar
çeşitli haberler
Türkçe
kaybettiren hisseler
hz ömer
gereksiz bilgiler
EĞİTİM
SAĞLIK
ülkeler
bilmece
29 ekim cumhuriyet bayramı
ATATÜRK
öğretmenler günü
coğrafya
matematik
eğitim siteleri
piyesler
HZ MUHAMMED (PEYGAMBERİMİZ)
spor
bilgi yarışması

Açık Öğretim Lisesi
Açık İlköğretim Okulu
Millî Eğitim Bakanlığı
Eğitim Teknolojileri Gn. Md.
T.C. Kimlik No Kontrol
Mesleki Teknik Açıköğretim
MEB E-Bilgi Edinme
Cumhurbaşkanlığı
Başbakanlık
Resmi Gazete
İLSİS
Emekli Sandığı
Vergi Kimlik No
YURTKUR
İLKSAN
Öğretmen Portalı
Elektronik Başvuru
Başvuru Takip
Dernekler D.Bşk.
E-Burs Modülü
E-Yurt Modülü
2009 MEB iş takvimi
Mesleki Açık Öğretim Lisesi
Veli Bilgilendirme Sistemi
İnternetten Dersler
Siberforum
Sanaloyun
İnegöl
Mobilya
Resim Ekle
Tatil rehberi
Kitap Evi
Açık Öğretim
03/01/2008 6:13 pm
tbmm (görevleri, işleyişi,seçimler)
TBMM
Genel oyla seçilen 550 milletvekilinden oluşur


MILLET VEKILI SECILME YETERLILIKLERI:
1–30 yaşını doldurmuş olmak.
2 En az ilk okul mezunu olmak
3 Askerlik hizmetini yapmış olmak
4Kamu hizmetinden yasaklanmamış olmak
5 Taksirli suçlar hariç 1 yıldan fazla hapis yatmamış olmak
6Yuz kızartıcı suç islememek
7 Devlet sırrını açığa vurmamış olmak
8 İdeolojik ve anarşik suçlara katılmamak
9 Kısıtlı olmamak


M.77.SECIMLER
—Seçimler 5 yılda bir yapılır
—Meclis veya gerekli şartların oluşması halinde Cumhurbaşkanı bu süre dolmadan seçimlerin yenilenmesine karar verebilir
—Yenilenmesine karar verilen meclisin yetkileri yeni meclisin seçilmesine kadar sürer.


—TBMM SEÇİMLERİNİN GERİYE BIRAKILMASI: Savas nedeniyle seçimler TBMM tarafından 1 yıl ertelenebilir.(GERİYE BIRAKILIR)


ARA SECIM:
—TBMM üyeliklerinde boşalma olması halinde ara seçime gidilir.
—Her seçim döneminde 1 kez yapılabilir.
—Genel seçimler yapıldıktan sonra 30 ay geçmeden ara secime gidilemez
-Boşalan üyeliklerin sayısı üye tam sayısının % 5 ını bulduğunda ara seçime 3 ay içinde gidilir.
—Genel secime 1 yıl kala ara seçime gidilmez.
—Seçimlerin genel yönetim ve denetimi Yüksek Seçim Kuruluna aittir. YSK 7 asıl 4 yedek üyeden oluşur.6sı Yargıtay, 5 i Danıştay dan seçilir.
—Milletvekilleri bütün milleti temsil eder.


Üyelikle Bağdaşmayan İşler:
1.Devlet ve kamu tüzel kişilerinde ve bunlara bağlı kuruluşların doğrudan veya dolaylı katıldığı teşebbüs ve ortaklıkların,
2.Kamu yararına çalışan derneklerin ve devletten yardım alan vakıfların kamu meslek kuruluşları,sendika ve bunların üst kuruluşları ve teşebbüslerinde yönetim ve denetim kurullarında görev alamazlar ,vekil olamazlar.
3.TBMM üyeleri yürütme organının teklif inha atama veya onamasına bağlı resmi veya özel bir işte görevlendirilemezler. Bir üyenin belli bir konuda 6 ayı aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca geçici bir görevi kabul etmesi meclis kararına bağlıdır.


Yasama Sorumsuzluğu ve Dokunulmazlığı:
Yasama sorumsuzluğu:
TBMM üyeleri meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden; o oturumdaki başkanlık divanının teklifi üzerine meclisçe başka karar alınmadıkça bunları meclis dışında tekrarlamak ve açıklamaktan sorumlu tutulamazlar. Yasama sorumsuzluğu en kısa tanımıyla milletvekillerinin söz hürriyetini korur.
Hayat boyu sürecek olan sorumsuzluk milletvekilini cezai takibatlara karşı mutlak olarak korur.
Sorumsuzluğun meclis veya başka bir organ tarafından kaldırılması söz konusu değildir.


Yasama Dokunulmazlığı:
Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili meclis kararı olmadıkça tutulamaz, tutuklanamaz, sorguya çekilemez ve yargılanamaz.
Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlamak kaydıyla anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır.
Seçimden önce veya sonra milletvekiline verilmiş bir ceza hükmünün uygulanması üyeliğin sona ermesine bırakılır.
Dokunulmazlığı kaldırılan üye tekrar seçilirse başka bir işleme gerek olmadan dokunulmazlığını elde eder.
TBMM siyasi parti guruplarından yasama dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamaz.
Dokunulmazlığı kaldırılan bir milletvekilinin hangi fiilden yargılanacaksa onunla sınırlı olarak hakkında kovuşturma yapılabilir.
Sorumsuzluk mutlak, dokunulmazlık nispidir.
Sorumsuzluk devamlı dokunulmazlık geçicidir.


Milletvekilliğinin Sona ermesi:
1.Seçimlerin sona ermesi.
2.Ölüm.
3.Milletvekilinin cumhurbaşkanı seçilmesi
4.Milletvekilinin yerel yönetim organlarına seçilmesi.,
Milletvekilliliğinin Düşmesi:
1.Milletvekilinin istifa etmesi(TBMM Başkanlık Divanının tespiti ile Meclis Genel Kurulunca kararlaştırılır)
2. Kesin hüküm giyme veya kısıtlanma haline düşmesi. Kesin mahkeme kararının genel kurula bildirilmesi.
3. Milletvekilliği ile bağdaşmayan bir görev veya hizmeti sürdürmek(Genel Kurulda gizli oyla karar verilir)
4.Meclis çalışmalarına özürsüz ve izinsiz olarak bir ay içerisinde toplam 5 bileşim günü katılmamak.Meclis Başkanlık Divanının tespiti üzerine Genel Kurul üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar verir.
5.Partisinin temelli kapatılmasına sebep olan, milletvekili Anayasa Mahkemesinin temelli kapatılmasına ilişkin kesin kararını resmi gazetede yayınlandıktan itibaren düşer.
Üyeliğin düşmesine kural olarak meclis genel kurulu gizli oyla karar verir.
—Milletvekilliği düşen vekil 7 gün içerisinde Anayasa mahkemesine başvurur. Anayasa mahkemesi 15 gün içinde karar verir.
Ödenek ve yolluklar:
Ödeneğin aylık tutarı en yüksek devlet memurunun almakta olduğu miktarın ;yollukta ödenek miktarının yarısını aşamaz.
Ödenek ve yollukların en çok 3 aylığı önceden ödenir.


M.87 TBMM NIN GOREVLERI
1 Kanun koymak değiştirmek ve kaldırmak.
2 Bakanlar Kurulu ve bakanları denetlemek başbakan dahildir.
3 Bakanlar kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yatkısı vermek
4 Bütçe ve kasın hesap kanunlarını görüşüp karara bağlamak.
5 Para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek
6 Milletler arası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak.
7 Genel ve özel af ilanına karar vermek.(Üye tamsayısının 3/5 çoğunluğu ile karar verilir.)
8 Kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek


M.88.KANUN TEKLIFI VE GORUSULMESI:
Yasama işlemleri kanunlar ve parlamento kararları olmak üzere ikiye ayrılır.
Kanunları yapma yetkisi:
1.Bakanlar kurulu……………….kanun tasarısı
2.Milletvekilleri………………… kanun teklifi yaparlar.


TBMM DE ŞEKLİ KANUN NİTELİĞİNDEKİ İŞLEMLER:
1.Bütçe ve kesin hesap kanunlarını kabul etmek
2.Para basılmasına karar vermek.
3.Genel ve özel af ilan etmek
4.Ölüm cezalarının yerine getirilmesi.
5.Uluslararası anlaşmaları onamak.


TBMM DE PARLAMENTO KARARLARI NİTELİĞİNDEKİ İŞLEMLER:
1.İç tüzük yapma ve değiştirme.
2.Yasama dokunulmazlığının kabul edilmesi
3.Meclis üyeliğinin düşürülmesi.
4.Başkan ve başkanlık divanını seçmek.
5.Gensoru, güven oylaması ve meclis araştırmasını soruşturmak.
6.Savaş ilanına ve silahlı kuvvetlerin kullanılmasına karar vermek.
7.OHAL ve sıkıyönetimi onaylamak.
Kanunların hepsi cumhurbaşkanı tarafından onaylanırken parlamento kararlarında böyle bir imzaya gerek yoktur.


-Cumhurbaşkanı TBMM’ce kabul edilen kanunları
15 gün içinde yayınlar yayınlamasını kısmen veya tamamen uygun bulmadığı kanunları TBMM ye geri gönderir.


-TBMM geri gönderilen kanunu aynen kabul ederse cumhurbaşkanınca yayınlanır.


-Meclis geri gönderilen kanunda değişiklik yaparsa cumhurbaşkanı değiştirilen kanunu tekrar meclise geri gönderebilir.


-Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulmama durumunda TBMM sadece uygun bulmadığı maddeleri görüşebilir.


Milletlerarası anlaşmaları uygun bulma:
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanun hükmündedir.
Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.
1961 ve 1982 Anayasaları milletlerarası anlaşmaları yapma yetkisini yürütme organına, onaylama yetkisini cumhurbaşkanına vermiştir.
Ancak cumhurbaşkanın onaylaması TBMM nin onaylamayı bir kanuna uygun bulması gerekir.
Milletlerarası bir anlaşmaya dayanan uygulama anlaşmaları ile kanunun verdiği bir yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticari, teknik ve idari anlaşmaların TBMM tarafından uygun bulunması koşulu aranmamaktadır. ancak bu anlaşmalar yayımlanmadan yürürlüğe konulamaz.
Türk kanunlarında değişiklik getiren milletlerarası antlaşmaların mutlaka TBMM ce uygun bulunması gerekir. Ekonomik ticari ve teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi 1 yılı aşmayan antlaşmalar devlet maliyesine yük getirmemek, kişi hallerine ve Türklerin yabancı memleketteki mülkiyet haklarına dokunmamak şartıyla yayınlanmayla yürürlüğe konar bu taktirde bu antlaşmalar TBMM ye sunulur.


KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME CIKARMA YETKİSİ:
Yetki Bakımından:KHK çıkarma yetkisi Bakanlar Kuruluna aittir.
Ohal ve sıkıyönetim KHK lerinde yetki ise cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan bakanlar kuruluna aittir.
Yetki kanunu bakımından:
Bakanlar Kurulu kendiliğinden KHK çıkaramaz. TBMM nin bir yetki kanunu çıkarması gerekir. Ancak ohal ve sıkıyönetim dönemlerinde yetki kanununa gerek olmadan KHK çıkartılabilir.


Yetki Kanunun içeriği:
1.Konusu
2.Amacı
3.Kapsamı
4.İlkeleri
5.Süresi açıkça belirtilmelidir.
6.Birden fazla KHK çıkarılabilip çıkarılamayacağı belirtilmelidir.


KHK lerin çıkarma yetkisinin sona ermesi:
1.Yetki kanunun belirlediği sürenin dolması.
2.Yeni bir kanunla yetki kanununun yürürlükten kalkması
3.Yetki kanununda belirlenen sayıda KHK çıkarılması
Ancak Bakanlar kurulunun istifası, Bakanlar kurulunun Gensoru ile düşürülmesi, Yasama döneminin bitmesi durumlarında yetki sona ermez.
Konu bakımından:
KHK lerde temel haklar ,kişi hakları ve ödevleri ve siyasi hak ve ödevler düzenlenemez .KHK ile bakanlar kuruluna bütçe değişiklik yetkisi verilemez.
Ohal ve sıkıyönetim bunun istisnalarıdır.
Denetim bakımından:
KHK yargısal denetimi Anayasa mahkemesi tarafından yapılır.
Ohal ve sıkıyönetim KHK hakkında Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa mahkemesine dava açılamaz.
Şekil ve usul bakımından:
KHK resmi gazetede yayınlandıkları gün yürürlüğe girerler.
Ancak yürürlük tarihi daha sonraki bir tarihte gösterilebilir. Kararnameler RG de yayınlandıkları gün TBMM ye sunulurlar sunulmazsa aynı gün yürürlükten kalkarlar. TBMM tarafından reddedilen KHK ise ret kararının RG de yayınlandığı tarihte yayından kalkarlar.


Savaş hali ilanı ve silahlı kuvvetlerin kullanılmasına izin verme:
M.92.
Savaş hali ilanına ve TSK nın yabancı ülkelere gönderilmesine ve yabancı devlet silahlı kuvvetlerinin Türkiye’de bulunmasına TBMM karar verir.
TBMM tatilde veya ara vermede iken ülkenin ani silahlı saldırıya uğraması durumunda TSK nın kullanılmasına Cumhurbaşkanı da karar verir.


M.93.TOPLANMA VE TATIL
TBMM her yıl 1 EKIMDE toplanır
Ara verme veya tatil sırasında
1.Doğrudan doğruya cumhurbaşkanınca
2.Bakanlar kurulunun istemi üzerine Cumhurbaşkanınca
3.Meclis Başkanı da doğrudan doğruya veya Milletvekillerinin 1/5 istemi üzerine meclisi toplar.


M.94.BASKANLIK DIVANI
_Siyasi parti gurupları başkanlık için aday gösteremezler.
_Meclis başkanı başkan vekilleri katıp üyeler ve idare amirlerinden oluşur
_Başkanlık divanı için bir yasama döneminde 2 defa secim yapılır: ilki 2 yıl ikincisi 3 yıl grev yapar.
_TBMM meclis başkan adayları meclis üyeleri içerisinden seçilir ilk iki oylamada üye tam sayısının 2/3 ve üçüncü oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır.Bu durum sağlanamazsa en çok oy alan iki aday için 4. oylama yapılır bu oylamada en fazla oy alan üye başkan seçilir.
_Sıyası parti gurubu minimum 20 milletvekilinden oluşur.
Toplantı ve karar yeter sayısı:
_TBMM üye tam sayısının en az 1/3 ile toplanır toplantıya katılanlar salt çoğunlukla karar verir ancak karar yeter sayısı üye tam sayısının ¼ nun 1 fazlasından az olamaz..


M.98. TBMM DE BILGI EDINME VE DENETLEME YOLLARI:
1.SORU. Bakanlar kurulu adına sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere başbakan veya bakanlardan bilgi istemekten ibarettir.15 Gün sonra gündeme alınır.
2.MECLIS ARASTIRMASI. Bellı bir konuda bilgi edinilmek için yapılan incelemeden ibarettir 3 ay da sonuçlanır
3 GENEL GORUSME. Toplumu ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun TBMM genel kurulunda görüşülmesidir. Hükümet, siyasi parti grupları en az 20 milletvekili tarafından bir önerge ile istenir.
4.GENSORU. Bir sıyası parti adına veya 20 milletvekilinin istemi üzerine açılır. Hükümetin veya bir bakanın siyasal sorumluluğu araştırılır.
Bakanlar kurulunun veya bakanlığın düşürülmesi üye tam sayısının salt çoğunluğu ile olur. Oylamada güvensizlik oyları sayılır.
5 MECLIS SORUSTURMASI.

_Başbakan veya bakanların görevleri ile ilgili cezai sorumluluklarının araştırılmasını sağlamaktır.
_Üye tamsayısının 1/10 nün vereceği önerge ile soruşturma açılması istenebilir.
_Meclis bu istemi en geç bir ay içerisinde görüşür.Bu görüşme sonunda gerekli görülürse Başbakan veya bakanlar yüce divana sevk edilir.
_Yüce divana sevk kararı ancak üye tam sayısının salt çoğunluğunun gizli oyu ile alınır .
_Bakan Yüce Divana sevk edilirse bakanlıktan düşer.
_Başbakan Yüce Divana sevk edilirse hükümet istifa etmiş sayılır.



03/01/2008 6:14 pm
cumhurbaşkanının görev ve yetkileri
M.104-CUMHURBAŞKANININ GÖREV VE YETKİLERİ:


a)Yasamayla ilgili Yetkileri
1-Yasama yılının ilk günü TBMM’de açılış konuşmasını yapar.
2-TBMM’yi gerektiğinde toplantıya çağırır.
3-Kanunları yayınlar.
4-Kanunları tekrar görüşülmek üzere TBMM’ne yollar.
5-Anayasa değişikliğine ilişkin kanunları gerek gördüğünde halkoyuna sunar.
6-Kanunların, KHK, TBMM iç tüzüğünün iptali için Anayasa mahkemesi’ne iptal davası açar.
7-TBMM’de seçimlerin yenilenmesine karar vermek.


b)Yürütmeyle İlgili Yetkileri
1-Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek.
2-Başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak ve istifalarını kabul etmek.
3-Gerek görürse Bakanlar kurulu’na başkanlık etmek.
4-Yabancı devletlere Türk temsilciliğini göndermek ve onlarınkini kabul etmek.
5-Milletlerarası analaşmaları onaylamak ve yayınlamak.
6-TBMM adına TSK Başkomutanlığı’nı temsil etmek.
7-TSK’nin kullanılmasına karar vermek.
8-MGK’yı toplantıya çağırmak.
9-Genelkurmay Başkanı’nı atamak.
10-Kararnameleri imzalamak.
11-Sürekli hasta sakat ve kocama sebebiyle cezaları kaldırmak.
12-Devlet Denetleme Kurulu üyelerini atamak.
13-YÖK üyeleri ve rektörleri atamak.


c)Yargı ile ilgili Yetkileri
1-Anayasa Mahkemesi üyelerini seçmek
2-Danıştay’ın üyelerinin ¼’ünü seçmek.
3-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını seçmek
4-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı vekilini seçmek
5-Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek
6-AYİM ve Askeri Yargıtay üyelerini seçmek.


M.105-CUMHURBAŞKANININ SORUMLULUK VE SORUMSUZLUK HALİ
Cumhurbaşkanının resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi’ne itiraz edilemez.
Cumhurbaşkanı, vatana hıyanetten dolayı TBMM üyelerinin 1/3’ünün teklifi üzerine üye tamsayısının 3/4’ünün vereceği kararla suçlandırılır.


M.106-CUMHURBAŞKANLIĞINA VEKİLLİK ETME
Cumhurbaşkanının hastalık, yurt dışına çıkma, geçici olarak görevden alınma, ölüm, çekilme durumlarında TBMM Başkanı ona vekillik eder ve ona ait yetkileri kullanır.

 

CUMHURBAŞKANI TEŞKİLATI:
1.Cumhurbaşkanlığı genel sekreterliği: Kuruluşu,teşkilat ve çalışma esasları,personel atama işlemleri Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir.Bu kararname yargı denetimi dışındadır.
2.Devlet Denetleme Kurumu:
İdarenin hukuka uygunluğunun, düzenli ve verimli şekilde yürütülmesinin sağlanması amacıyla kurulmuştur. Cumhurbaşkanının isteği üzerine:
1-Tüm kamu kurum ve kuruluşlarında sermayenin yarısından fazlasına sahip kuruluşlarda.
2-Kamu Kurumu niteliği olan meslek kuruluşlarında.
3-İşçi-işveren meslek kuruluşlarında
4-Kamuya yararlı dernek ve vakıflarda inceleme araştırma ve denetleme yapar.
Not: TSK ve yargı organları denetim dışıdır.
Üyeleri Cumhurbaşkanınızca seçilir.


03/01/2008 6:16 pm
yüksek mahkemeler


YÜKSEK MAHKEMELER:
1.Anayasa mahkemesi.
2.Yargıtay.
3.Danıştay.
4.Askeri Yargıtay.
5.Askeri Yüksek İdare Mahkemesi
6.Uyuşmazlık Mahkemesi.
ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU

11 asıl ve 4 yedek üyeden oluşur.
1-Üyeleri Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, AYİM, Sayıştay Başkanı veya üyesi olmalıdır.
2–40 yaşını doldurmuş yükseköğretim görmüş ve kamu hizmetinde 15 yıl çalışmış olmalıdır.
a)Yüksek öğrenim kurumlarının; hukuk, iktisat, siyasal bilimler dallarında öğrenim görmeli
b)Rektör, dekan, Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, General, Amiral, Büyükelçi, Bölge Valisi veya Vali olmalıdır.
c)Mesleğinde avukat, olarak bilfiil çalışmalıdır.
Göreve seçilip de kabul etmeyenler 1 ayda tekrar seçilir.
65 Yaşını doldurunca emekliliğe ayrılırlar.
Başkan ve Başkan Vekilinin Seçimi
Asıl üyeler arasından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çoğunlukla 4 yıl için seçilir.
Anayasa Mahkemesinin Görevleri
1-Kanunların, KHKlerin ve TBMM İçtüzüğünü şekil ve esas bakımından denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından denetler.
OHAL, Sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan KHK şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasaya dava açılamaz.
Şekil bakımından denetleme Cumhurbaşkanlığınca veya TBMM üyelerinin 1/5tarafından istenebilir. Kanunun yayınlandığı tarihten itibaren 10 gün geçtikten sonra şekil bozukluğuna bağlı iptal davası açılamaz.
2-Yüce Divan sıfatıyla yargılar.(Cumhurbaşkanı,BK üyeleri ,Anayasa mah.,Yargıtay Danıştay,Askeri Yargıtay,AYİM,HSYK Başkan ve üyelerini Başsavcılarını)yüce divan kararları kesindir.
3-Siyasi partilerin kapanmasına bakar.
4-Üst düzey devlet yöneticilerini ve yüksek yargı organı mensuplarını Yüce Divan’da yargılar.
5-Siyasi partilerin mali denetimini yapar.
İptal Davası Açmaya Yetkili Olanlar:
İptal davası kanunlar, KHK ve TBMM içtüzükleri hakkında açılır.
1-Cumhurbaşkanı
2-İktidar ve ana muhalefet partisi meclis grupları
3-TBMM üye tamsayısının 1/5’i
—TBMM’den kanunların şekil bozukluğu iddiasıyla dava açılamaz.
—Milletlerarası anlaşmaların aleyhine Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.
—Dava açma süresi kanunlar, KHK ve TBMM içtüzüğü RG de yayınlanmasından başlayarak 60 gündür.
—Anayasa Mahkemesi kararları kesindir.
—İptal davaları geriye yürümez.
Başkan ve Üyelerin Giremeyeceği Davalar
1-Kendilerine ait ya da kendilerini ilgilendiren davalar
2-Aralarında evlilik bağı kalkmış olsa bile eşinin kan ve sıhriyet yönünden usul ve fürunun 4. dereceye kadar olanların davaları
3-Hâkim, savcı ve hakem sıfatıyla baktığı ve bilirkişilik ile tanıklık yaptığı davalar.
4-İstişare mütalaa ve kanaat beyan etmiş olduğu davalar


M.154-YARGITAY
Adliye mahkemeleri tarafından verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümleri son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davaların ilk ve son derece mahkemesidir. Yargıtay üyeleri, birinci sınıfa ayrılmış adli hâkim ve savcılar arasından Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulunca seçilirler.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve vekili 5 aday arasından Cumhurbaşkanınca 4 yıl için seçilir.


M.155-DANIŞTAY
İdari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı kararlara karşı son inceleme merciidir.
Danıştay davaları görmek Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında 2 ay içinde düşüncelerini bildirmekle ve tüzük tasarılarını incelemek, idari uyuşmazlıkları çözmekle görevlidir.
Danıştay üyeleri Cumhurbaşkanınca seçilir.


M.156-ASKERİ YARGITAY
Askeri mahkemelerce verilen kararlara karşı son inceleme merciidir.
3 aday gösterilir. Cumhurbaşkanı üyelerini seçer.


M.157-ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ
Askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile asker kişileri ilgilendiren, askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesidir.
Askeri hakim sınıfından olmayan üyelerin görev süreleri 4 yılı geçemez.
Askerlik yükümlülüklerinden doğan uyuşmazlılarda ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.


M.158-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
Adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözer.
Diğer mahkemeler ile Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesinin kararı esas alınır.
Bu mahkemenin başkanlığı Anayasa mahkemesince seçilir.


M.159-HAKİM VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yaparlar
Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır.
Kurulun kararlarına karşı yargı yolu kapalıdır.


M.160-SAYIŞTAY
Genel ve katma bütçeli idarelerin bütün gelir ve giderleri ile mallarını TBMM adına denetler sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlar ve kanunlarla verilen inceleme ve denetleme işlemlerini yapmakla görevlidir.
Sayıştay’ın kesin hükümlerine karşı ilgililer yazılı bildirimden itibaren 15 gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltme yoluna gidilebilir. Bu kararlara karşı idari yargı yoluna başvurulamaz.
Vergi ve benzeri mali yükümlülüklerde Danıştay ve Sayıştay uyuşamazsa, Danıştay’ın kararı esastır.


16/03/2008 4:02 pm
beyin göçü
BEYİN GÖÇÜ


Beyin göçü iyi eğitim görmüş, kalifiye ve yetenekli işgücünün yetiştiği az gelişmiş/gelişmekte olan bir ülkeden gelişmiş bir ülkeye akışı/göçü olarak tanımlanabilir. Kıt ve sınırlı kaynakları ile yetiştirdiği değerli beyinleri kaybeden az gelişmiş/gelişmekte olan ülkelerin beyin göçü nedeni ile gelişmeleri daha da yavaşlarken, gelişmiş ülkelerin yetişmiş beyinlere daha yüksek ücret ve daha iyi olanaklar sağlaması ile gelişmeleri daha da hızlanmaktadır. Beyin göçü ülkeler arasındaki gelişmişlik farkının daha da artmasına neden olmaktadır.
Beyin göçü 1960’lı yıllarda başlamış olup, önce doktorlar, mühendisler ve sonra bilim adamları arasında yaygınlaşmıştır. Beyin göçü iç ve dış beyin göçü olarak ikiye ayrılabilir. Ülke içindeki beyin göçüne iç ve ülke dışına olan beyin göçüne ise dış beyin göçü adı verilir. Ülkemizde iç beyin göçü çoğunlukla devlet sektöründen özel sektöre olmaktadır. Örneğin Devlet Üniversitelerinden Vakıf Üniversitelerine Öğretim Üyesi erozyonu veya devlet dairelerinden yetişen elemanların özel sektöre geçiş iç beyin göçü olarak adlandırılabilir. Dış beyin göçü ise iyi yetişmiş yetenekli işgücünün gelişmiş ülkelere akışı şeklinde algılanabilir.
Türkiye beyin göçü en fazla olan 34 ülke içinde 24. sırada yer almakta olup, maalesef iyi eğitim gören yüz kişiden 59’unu elinden kaybetmektedir. Beyin göçü Dünyada’ da önemli bir sorundur. Beyin göçünün fazla verildiği ülkeler arasında Hindistan, Pakistan, Birleşik Devletler Topluluğu, Çin, Filipinler, Cezayir, Fas, Tunus, İran, Nijerya, Türki Cumhuriyetler vs. de vardır. Önemli ölçüde beyin göçü alan ülkeler arasında ABD, Kanada, Avusturalya, G. Afrika, Almanya, Fransa vs gibi ülkeler vardır.
Gelişmiş ülkeler arasında bile beyin göçü söz konusudur. Örneğin Kanada’dan ABD’ye beyin göçü söz konusudur. Kanadalılar daha yüksek ücret ve daha düşük vergi nedeniyle ABD’de çalışmayı tercih etmektedirler. Kanada’dan dışarıya olan beyin göçü kadar da Kanada kendisi dışarıdan beyin göçü aldığından gidenler ve gelenler birbirini dengelemektedir. Çoğunlukla gelenler daha fazla olmaktadır. Türkiye ise son on yıldır özellikle Sovyetler Birliğinin dağılması ile birlikte Türki Cumhuriyetlerden bir miktar beyin göçü alsa da bunu iyi değerlendirdiğini söylemek yanlış olacaktır.
YÖK’ün hazırladığı bir rapora göre 24 bini Almanya’da, 15 bini ABD’de olmak üzere 50 binden fazla Türk genci yurt dışında eğitim görmektedir. Dünya Bankasına göre yurt dışında yüksek öğretim gören öğrencilerimizin yurt içindekilere göre oranı %3.2’ler civarındadır. Yurt dışında önce eğitim ve sonra iş arayan gençlerimizin bir kısmı Üniversitelere giremediğinden yurt dışına gitmeyi tercih etmektedir. Türkiye yurt dışına en çok öğrenci gönderen/okutan ülkeler arasında
11. sırada yer almaktadır. Türk öğrenciler Almanya, ABD, İngiltere, Kanada, Belçika, Avusturalya, Fransa ve G. Afrika’ya gitmekte ve büyük çoğunluğu lisans veya lisans üstü (Y. Lisans ve/veya Doktora) eğitimlerinden sonra ülkeye geri dönmemektedir. Türkiye ABD’de en fazla öğrencisi bulunan 9. ülkedir. TÜSİAD’a göre Türk öğrencilerin ABD ekonomisine yılda 824 milyon dolar katkı sağlamaktadır. Öğrencilerimizin ileri ülkelerde yüksek öğretim görmeleri tabii ki yararlıdır. Ancak eğitim kalitesi düşük ülkelere öğrenci gönderilmemesinde yarar vardır. Yurt dışında eğitim gören ve yurda dönen yetişmiş beyinlerin de ülkemizde iyi değerlendirilmesi ve iyi olanaklar sunulması gerekmektedir. Aksi halde ülkeye geri dönenler tekrar batılı ülkelere kısa sürede geri gidebilmektedir.
Ülkemizde bilim, teknoloji ve Ar-Ge’ye verilen önemin yetersizliği DİE verilerine göre şöyledir. Onbin kişiye düşen Ar-Ge personeli sayısı ülkemizde 1990 yılında binde 6.7 iken 2000 yılında ancak binde 10.5’e çıkabilmiştir. Bu oran Rusya’da binde 153, Japonya’da binde 136, Almanya’da binde 116 ve AB topluluğunda binde 95’dir. Ar-Ge harcamalarının GSYIH içindeki payı 1990 yılında binde 3.2 iken 2000 yılında ancak binde 6.3’e çıkabilmiştir. Bu oran Japonya’da yüzde 3.04, ABD’de yüzde 2.64, Almanya’da yüzde 2.46 ve AB ülkelerinde yüzde 1.85’tir. Fen Bilimleri atıf endeksinde taranan dergiler içinde yer alan Türkiye adresli 6074 bilimsel yayın ile 2000 yılında 25. sırada yer alabilmekteyiz. Ülkemizde buluş ve patent için başvuru sayısı 2000 yılında ancak 3442 olmuştur. Bu rakam gelişmiş ülkelerdeki birkaç günlük başvuruya eşittir.


BEYİN GÖÇÜNÜN NEDENLERİ

Beyin göçünün nedenleri 6 grupta toplanabilir
I)Ekonomik Nedenler

·Düşük üçret politikası varlığı,
·Vergi oranlarının yüksek olması,
·Ekonomik istikrarsızlık varlığı,
·Gelecek endişesi olması.

II)Politik/Siyasal

·Etnik köken farklılığı/ayrılığı oluşumu,
·Siyasal istikrarsızlık oluşumu,
·Siyasetin iş hayatına girip, onu kontrol etmesi.

III)Bilim ve Teknoloji Politikalarındaki Yanlışlıklar

·Ar-Ge’ye önem vermeme,
·Bilim ve teknolojiye değer vermeme,
·Fikir üretiminin ve buluşun para etmemesi ve desteklenmemesi,
·Ar-Ge alt yapı eksikliği,
·Ar-Ge yatırım teşvik azlığı,
·Ar-Ge yatırım yardımı azlığı,
·Ar-Ge vergi indirimlerinin yetersizliği.

IV)Eğitim Sistemindeki Çarpıklıklar

·Kişibaşına (142 $) en az eğitim harcaması yapan 5. ülke olmamız,
·Eğitim harcamasında 109 ülke içinde 105. sırada yer almamız,
·Ulusal gelirden eğitime ayrılan pay Dünya ortalaması %5.2 iken bizde %2.2 olması,
·Kalıcı milli eğitim politikası yokluğu,
·Eğitimde fırsat eşitsizliği oluşu.

V)İşsizlik

·Üniversite mezunlarının %70’inin meslekleriyle ilgisiz işlerde çalışması,

·En fazla işsizliğin Üniversite mezunları arasında olması,
·İş bulamama.



VI)Yabancı Dilde Eğitim

·Yabancı dilde eğitim beyin göçünde katalizör görevi görmesi,
·Yabancı dilde eğitim batıya bedavaya insan kaynağı üretmeye yardımcı oluyor.

SONUÇ

Eğitilmiş insan sermayesinin fakir ülkelerden akışı/kaçışı batı dünyasının bilim ve ekonomisini artırırken, göç veren ülkelerin gelişmelerini yavaşlatmakta/engellemektedir. Buda beyin göçünün az gelişmişlikle özdeşleşmesi anlamına gelmektedir. Beyin göçünü engellemek/kontrol etmek sadece gelişmekte olan ülkenin elinde değildir. Gelişmiş ülkelerdeki iş ve fırsat olanakları olduğu ve daha iyi bir gelecek sunulduğu sürece beyin göçü kaçınılmaz olarak devam edecektir. Yapılacak en iyi iş bunu minimuma indirmektir. Ülkemiz insanlarının refah düzeyini artırmak ve yaşam kalitesini yükseltmek bilim, teknoloji ve buluş yeteneğimizin yükselmesine bağlıdır. Buda ancak yetişmiş beyinlerle başarılabilir. En önemli yatırım eğitilmiş insana yapılan yatırımdır. Refah seviyemizi ancak teknoloji üreterek artırabiliriz. Bunu da bilime, teknolojiye, Ar-Ge’ye ve yetişmiş beyin gücüne gereken önem verilerek başarabiliriz. Ülkemizde beyin göçünü tersine çevirecek akımların acilen güçlendirilmesine ihtiyaç vardır. Bunun için Ar-Ge’ye önem verilip, Tekno-Parklar ve Araştırma Merkezleri kurulup verimli işletilmesinde ve Üniversitelerin cazip hale getirilmesinde yarar vardır.
Gönderen Ülkelere: Olası Olumlu Etkileri           
Bilim ve teknolojide;
· Dışarıda eğitim alarak dönen insan sermayesi, yabancı araştırma kurumları ile bağı kuvvetlendirir, bilgi akışı ve işbirliği imkanları sağlar,
· Teknolojide ihracat fırsatı doğurur,
· Dışarıdakilerle iletişimi geliştirerek ortak girişimler ve para transferi sağlar,
· Başarılı yurtdışı girişimcileri, değerli işletme yönetim deneyimleri ve global iletişime girişi getirir.
İnsan sermayesine etkileri;
· Daha yüksek beceriler arayan kişileri teşvik eder,
· Nitelikli ihracatta olası riski azaltır, bireysel eğitim yatırımlarından umulan geri dönüşü arttırır,
· İç ekonomide nitelik arayışını sağlayabilir.

 

 

 

 

 

Olası Olumsuz Etkileri
İnsan sermayesine etkileri;
· Yüksek nitelikli işgücünün ve öğrencilerin yokluğuna bağlı olarak (en azından geçici süreyle) beyin göçü, üretken kapasitenin kaybına neden olur,
· Yüksek öğrenimdeki kamu yatırımlarından düşük geri dönüş oranına yol açabilir (yerel kamu kaynaklarının boşa kullanımı).
Alıcı Ülkelere: Olası Olumlu Etkileri
Bilim ve teknolojide;
· İlave yüksek becerili işgücünün var olmasına bağlı olarak Ar-Ge ve ekonomik faaliyetlerin artmasına katkı sağlar,
· Yüksek gelişme sahalarında girişimciliği arttırır,
· Gönderici ülkelerle işbirliği ve bilgi akışı sağlar,
· Göçmenler, farklılık ve yaratıcılığı teşvik edebilir,
· Teknoloji için ihracat fırsatları doğurur.
Yüksek eğitim sistemleri;
· Küçük programların devam edebilmesini/yüksek öğrenime kayıtların artmasını sağlar,
· Üniversitedeki öğretim üyelerinin ve araştırmacıların emeklilik ile oluşabilecek kaybı dengeleyebilir.
İş piyasalarında;
· İşgücü eksikliği olan yüksek gelişme gösteren sektörlerde, ücret modernizasyonunu sağlar,
· Göçmen girişimciler şirket ve iş yaratıcılığını teşvik eder destekler,
· Diğer göçmen işgücü için göçmenler bir irtibat kaynağı olabilirler (iletişimin kiralama etkisi).
Olası Olumsuz Etkileri
Yüksek eğitim sistemleri;
· Bazı belirli sahalarda daha yüksek beceriler elde etmek için yerel işgücü üzerinde caydırma etkisi yapar, yerel kişilerin en iyi okullardan ayrılmalarına veya girmemelerine sebep olur.
Bilim ve teknolojide;
· Yabancı rakiplere veya dost olmayan ülkelere teknoloji transferine neden olabilir.
Beyin göçü durdurulabilir mi?
Metin Ercan (radikal gazetesi)
Türkiye'de beyin göçü dalgası ilk olarak 1960'larda doktor ve mühendislerin yurtdışında iş bulmaları ile başladı. Son dönemlerde Türkiye'de beyin göçü çoklukla akademik dünyayı olumsuz olarak etkiliyor ve hızla artıyor. Globalleşme sürecinde beyin göçünün gelişmekte olan ülkelerin aleyhine sonuçlar doğurduğu gerçeği birçok araştırmada ortaya kondu. Örneğin Birleşmiş Milletler'in 2001'de yayımlanan bir raporuna göre, eğitimlerini kendi ülkelerinde tamamlayıp daha sonra yurtdışında çalışmaya başlayan Hintli mühendislerin eğitim maliyetleri yıllık bazda iki milyar dolar olarak hesaplanmış. Bu yetişmiş insan gücünün ileride Hint ekonomisine yapacakları muhtemel katma değer artışları da beyin göçü nedeniyle kaybedileceğinden, bu maliyetin çok daha fazla olması bekleniyor. Bu tabii madalyonun bir yüzü. Diğer taraftan, beyin göçünün 'geribesleme etkileri' ile yurtdışından önemli bir gelir yaratma potansiyeli de bulunuyor. Hindistan örneğine geri dönersek; özellikle ABD'de yerleşik Hint kökenli teknik kadroların kendi ülkelerinde kurdukları şirketler ile, gelişmiş ülkelerin teknik ve mühendislik hizmetleri ihtiyaçları karşılanıyor ve Hint ekonomisine ciddi katkılar sağlanıyor. Benzer uygulamalar Güney Kore'de de görülüyor. Kendi yetiştikleri ülkelere dönme kararını al(a)mayan teknik kadroların yine de ülkelerine ekonomik katkı yapmaları için bu tür yapılaşmaların teşvik edilmesi gelişmiş ülkeler açısından stratejik bir önem taşıyor. Türkiye'de yetişmiş ya da yurtdışında yüksek lisans eğitimi almış ve halen yurtdışında çalışan teknik personelin Türk ekonomisine katkı yapabilmeleri için, benzer 'teknoloji geliştirme' merkezlerin kurulması için gerekli mali teşviklerin sağlanması ve hukuki ve bürokratik ortamın yerleştirilmesi gerekiyor.
Yetişmiş akademik personelin yurt ekonomisine en çok katkı yapacak şekilde değerlendirilmesi için ciddi bir stratejinin geliştirilmesi gerektiği de ortada. Radikal'de daha önce yazdığım bir yazıda, Türkiye'deki akademik personelin gelir seviyesi ve yaşam kalitesi de dikkate alınarak hazırlanan bir geçinme kriterine göre, dünya liginde alt sıralarda yer aldığını vurgulamıştım. Yani Türkiye'de akademik yaşam, ne yazık ki, gelir açısıdan pek cazip değil. Üst yapıda gözlemlenen bazı düzelmelere rağmen akademik çalışma ortamı da pek parlak değil, çünkü geçinme telaşında olan bir akademisyenin ne ölçüde akademik olarak verimli olabileceği meçhul! Akademik dünyada görülen diğer bir olumsuz gelişme, yüksek lisans ve doktora çalışmaları için yurtdışında eğitime giden Türk öğrencilerin ciddi bir beyin göçü sarmalında olmaları ile ilgili. Konu ile ilgili olarak iki ODTÜ öğretim üyesinin (Tansel ve Güngör) yaptıkları bir çalışmaya göre, ABD ve Avrupa'da 1103 burslu öğrencinin dörtte biri Türkiye'ye dönmek istemiyor. Bu öğrencilerin yaklaşık yüzde 16'sı kamu kurumları tarafından yurtdışına gönderilmişler ve mecburi hizmetleri bulunuyor. Milli Eğitim Bakanı Sn. Çelik'in açıklamalarına göre yurtdışına eğitime gidenlerin yüzde 30'u ülkeye geri dönmüyor. Yine Tansel ve Güngör'ün araştırmalarına göre, hazırlanan ankete katılanların yarısından fazlası ekonomik belirsizlikleri ülkeye dönme konusunda olumsuz ve 'itici' bir neden olarak göstermişler. Çalışmanın diğer bir ilginç sonucuna göre, dönüş kararını almada parasal imkânsızlıklar bürokratik olarak yaşanacak zorluklara göre daha az önemli bulunmuş. Bazı durumlarda, askerlik olgusu geri dönmemek veya geç geri dönmek için sebepler arasında sayılmış.
Yetişmiş akademik personelin yeniden kazanılması için yeni bir yasal düzenleme yapılması halen gündemde. Milli Eğitim Bakanlığı, akademik dünyada hızla artan beyin göçünü durdurabilecek bir proje için YÖK, TÜBA ve TÜBİTAK'la ortak bir çalışma başlattı.
Her şeyin yasal düzenleme ile çözülemeyeceği gerçeği ile, akademik dünyada beyin göçünün durdurabilmesi için atılması gerekli somut adımları haftaya tartışacağım.
KAYNAKLAR

RAKAMLARLA TÜRKİYE PROFİLİ ARAŞTIRMASI, TEKAM
Radikal gazetesi
http://www.bilgiyonetimi.org/cm/pages/mkl_gos.php?nt=179

25/03/2008 11:06 am
bir mektup
Patrik Grigoryus Rus Çarı Aleksandr’a gönderdiği bir mektupta şöyle diyordu:[1]



“Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak mümkün değildir. Çünkü Türkler çok sabırlı ve mukavemetli insanlardır. Gayet mağrurdurlar ve izzet-i nefis sahibidir. Bu hasletleri de dinlerine bağlılıklarından, kadere rıza göstermelerinden ananelerinin kuvvetinden, padişahlarına, kumandanlarına, büyüklerine olan itaatlerinden gelmektedir. Türkler zekidirler ve kendilerini müspet yolda sevk ve idare edecek reislere sahip oldukları müddetçe de çalışkandırlar. Gayet kanaatkârdırlar. Onların bütün meziyetleri, hatta kahramanlık ve şecaat duyguları da ananelerine olan bağlılıklarından, ahlaklarının salâbetinden gelmektedir. Bu nedenle; Türklerde evvela itaat duygusunu kırmak ve manevi bağlarını yok etmek, dini metanetlerini zaafa uğratmak icap eder. Bunun da en kısa yolu, milli ve manevi ananelerine uymayan harici fikirler ve davranışlara onları alıştırmaktır. Maneviyatları sarsıldığı gün, Türkleri zafere götüren asıl kudretleri sarsılacak ve maddi vasıtaların üstünlüğü ile yıkmak mümkün olabilecektir. Bu sebeple Osmanlı Devleti’ni tasfiye için mücerret olarak harp meydanındaki zaferler kâfi değildir ve hatta sadece bu yolda yürümek, Türklerin haysiyet ve vakarını tahrik edeceğinden hakikatlere nüfuz edebilmelerine sebep olabilir. Yapılacak olan Türklere hissedir ilmeden bünyelerindeki bu tahribi tamamlamaktır.”
 

 


13/09/2008 4:11 pm
plastik düğünler

PLASTİK DÜĞÜNLER 

 

Uzunca bir süredir gençler "düğün" fikrinden köşe bucak kaçıyorlar. Bu "demode" tören, mümkün olduğunca kısa yoldan baştan savılması gereken bir angarya kabul ediliyor.

Özensizlik, daha nikâh davetiyelerinden başlıyor. Standart bir metin, tek tip kartlar üzerine yazılıyor, "...mutlu günlerinde sizleri de aralarında görmekten'" derken "de"nin mutlaka birleşik yazıldığı kartlar isteksizce dağıtılıyor. Törenin diğer hayati unsurları sayılan smokin, gelinlik, nikâh şekeri, düğün arabası vs.'de de aynı kişiliksizlik ve boşvermiş tavır gözleniyor. Hepsi bir elden çıkmışçasına benziyor birbirine; hiçbirinden çiftin iç dünyasına dair mesajlar yansımıyor.

Düğüne gelince...

Adeta birbirinden kopya edilerek çoğaltılmış birer yasak savma töreni...

Sıkıcı rutin, ışıklı bir salon ortasında ortada koşuşturan çocuklarla başlıyor. Çoğu tanışmayan davetliler uzun uzun birbirlerini süzüyorlar. Az sonra bezgin bir orkestranın sinyal müziğiyle bıkkın bir nikâh memuru gelip yerini alıyor. Genç çift zoraki bir gülümsemeyle salona girdikten sonra nikâh masasında standart giriş konuşmasını dinliyorlar. Beylik sorular soruluyor, bildik cevaplar veriliyor, bıktıran espriler yapılıyor, ("ayağına bas" vs...) ve nihayet komparsita... (limonatalı köy düğünlerinden lüks otel nikâhlarına kadar her evliliğin yegâne ortak paydası)... Gelinle damadın yüzlerinde "bitse de gitsek" ifadesiyle dans edişleri... Klavyecinin slov parçalarla çiftleri piste daveti... Romantik İngilizce parçalar eşliğinde, genç çift için takı törenleri... Pistte acemi figürler, yakada altın ve dolar­lar...

İnanılmaz bir kültürel karmaşa.

Sahnede sözlerini anlamadıkları bir müzikle, mecburi hizmet tamamlar gibi sıkılarak dans eden orta yaşlı insanlar... Derken hızlanan müzik, masalarına çekilen yaşlılar, piste zoraki itelenen gençler ve sonlarına doğru, yine prototip pasta kesim töreninin ardından bu toprakların genç kültürünün sahne alışı:

Halay ve göbek havalarının karşı konulmaz çağrısı...

Düğün boyunca vakur bir edayla dansların bitmesini bekleyenlerin, "Tombalacık Eminem" türküsünün ilk tınısını duyar duymaz, "Hah eziyet bitti, şimdi bizim düğün başlıyor." dercesine ceketleri fora edip, ortada şıkıdım, şıkıdım göbek atmaya başlamaları... İçkinin etkisiyle hafif dağılan yüzler ve ellerde sigaralarla kostak kostak fidayda oynayanların pisti işgal saati... Dağılmış gömlekler ve salıverilmiş göbekler eşliğinde, beceriksizce adımlarını birbirine uydurmaya çalışan halay figüranları...

Bu kültür hangimize ait sizce?

Daha doğrusu bu "kültür kolajı"nın neresi size uyuyor?

Biraz Osmanlı, biraz Anadolu, bolca Batı ve çarpıtılmış bir Cumhuriyet'in, bir pistte bolca çırpılarak karıştırılmasından elde edilen bu bulamaç mı geldiğimiz nokta?

Neden en mutlu günümüzü bu bulamacın içine batırıp kendimize zehir ediyoruz? Neden gençler en çok kendilerine ait olan o geceye kendi kişiliklerinin damgasını vuracaklarına (popsa pop, arabeskse arabesk, aristokrasi ise aristokrasi) ebeveynlerinden devraldıkları bu plastik ritüeli sürdürmekte ısrar ediyorlar? Neden gelinle damadın eğitim düzeyi yükseldikçe, düğünlerinde eğlenme ihtimalleri düşüyor? Neden bir köy düğününün rengârenk coşkusu yansımıyor "modernitenin evlilik törenleri"ne? Neden hayatımızın en önemli kavşaklarından birini, inanılmaz bir memnuniyetsizlik havasında böyle beylik bir kutlamaya çeviriyoruz?

Çünkü dikiş tutmayan yamalarımız patlıyor pist ortasında...

"Tombalacık Eminem"den "Komparsita"ya hazırlıksız geçmenin sancılarındayız hâlâ.

Aslımız, benzemek istediğimiz şeyle barışmıyor bir türlü...

Sonunda ne aslımıza benziyoruz, ne de benzemek istediğimiz şeye...

Yakamızda dolarlarla horon teperek "yeni bir toplum projesi"nin çöküşünü kutluyoruz hep beraber.

Mehter marşıyla gelip İzmir marşıyla gidiyoruz...                                                   (Can DÜNDAR)

 

13/09/2008 4:23 pm
her şeyde bir hayır vardır

HER ŞEYDE BİR HAYIR VARDIR

Bir zamanlar Afrika'daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü. Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı.
İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi:

Bunda da bir hayır var! Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın baş parmağı koptu.

Durumu gören arkadaşı her zaman ki sözünü söyledi:

Bunda da bir hayır var!

Kral acı ve öfkeyle bağırdı:

Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu?

Bunun üzerine kızgınlığı geçmeyen kral için arkadaşını zindana attırdı. Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler.

Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını farkettiler.

Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanlar yemiyordu.

Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler.

Diğer adamları ise pişirip yediler. Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı.

Haklıymışsın! dedi. Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış.

İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.

Yaptığım çok haksız ve kötü bir şeydi.

Hayır diye karşılık verdi arkadaşı.

Bunda da bir hayır var.

Ne diyorsun Allah aşkına diye hayretle bağırdı kral

Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir.

Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi? ...Ve sonrasını düşünsene ?





Dosyalarim
23 nisan


salim yaman
Salim YAMAN
Salim YAMAN

salim yaman
bölgelerin özellikleri
Naat
verimli ders çalışma ilkeleri
sosyal bilgiler 2.dönem 1.yazılı
dünyada ilkler
sosyal 1. dönem 1.yazılı
hazır cevaplar
trafik8yazılı
sosyal7 1.dönem 2.yazılı
çanakkale zaferi kutlama programı
23 nisan
yazılı tarihleri
2. dönem zümre
genç osman
hayvanlar
tbmm
VATANDAŞLIK
vatandaşlık8
vatandaşlık 2.dönem 2.yazılı
vatandaşlık7 2.dönem 2.yazılı
öğrenci konuşması
uygurlar
sosyal bilgiler7 2.dönem 2.yazılı
SÖZCÜK TÜRLERİ BULMACA
6. sınıf türkçe 2.dönem 2.yazılı
YENİ NOT ÇİZELGESİ
BİLGİ YARIŞMASI
YARIŞMA SORULARI
BİLGİ YARIŞMASI
BİLGİ YARIŞMASI
7.sınıfsosyal bilgiler2.dönem2.yzılı
7.sınıf vatandaşlık2.dönem 2.yazılı
6. sınıf 2. dönem 2. yazılı sorusu
7. sınıf 2. dönem 2. yazılı
2007dpysoruları 6.sınıf
2007dpysoruları 7.sınıf
6.sınıfsosyal bilgiler 2.dönem 2.yazılı
sosyal bilgiler
inkılap tarihi 2.dönem 2.yazılı
trafik 2.dönem 2.yazılı
gezi planı
gezi için veli izin dilekçesi
7.sınıf vatandaşlık 2.dönem 2.yazılı
sosyal bilgiler (6) 2.dönem 3.yazılı
sosyal bilgiler 7 2. dönem 3.yazılı
Sosyal Bilgiler Zümresi
VATANDAŞLIK YILLIK PLANI
tiyatro kulübü evrakları
SOSYAL BİLGİLER 6. SINIF YILLIK PLANI
trafik 8 yıllık planı
Kariyer Basamaklarında Yükselme sınavı
tiyatro kulübü
2007 türkiye zeka vakfı soruları
HAMMURABİ KANUNLARI
bilgi edinme kanunu örnek
İNKILAP TARİHİ 1.DÖNEM 1.YAZILI
inkılap tarihi 1.dönem 1.yazılı
vatandaşlık 8 1. dönem 1.yazılı
trafik 8 yazılı
SOSYAL BİLGİLER 6 1. DÖNEM 2. YAZILI
osmanlı ordusu
SOSYAL BİLGİLER 7 1. DÖNEM 2. YAZILI
SPOR KULÜBÜ
inkılap tarihi 1.dönem 2. sınav
7.sınıf sosyal bilgiler 1. dönem 3. yazılı
oks tarih soruları
7. sınıf sosyal bilgiler deneme
vatandaşlık 8 I. dönem II. yazılı
sosyal bilgiler 1. dönem 3. sınav
6. SINIF SOSYAL BİLGİLER 1.DÖNEM 3. YAZILI
yarışma (bilgi) soruları
anayasa notları
vatandaşlık soruları
nasreddin hocayı ne kadar tanıyoruz
hıdrellez şenlikleri
yarışmaya hazırlık
trafik 2d 1.yazılı
7. sınıf sosyal 2.dönme 1.yazılı


FARKINDA OLMALI
[November 30, 2008]

her şeyde bir hayır vardır
[September 13, 2008]

plastik düğünler
[September 13, 2008]

anzaklı ömer
[June 3, 2008]

kanije savunması
[May 27, 2008]

sitemize hoş geldiniz sitemde tarih hakkında bilgilere ve tarih derslerini bulabilirsiniz bazı dosyalar yükledim onlarıda indirebilir ödevlerinize yardımcı olacağını düşündüm fen bilgisi derslerinide sitemize koyduk onun hakkındada dosyalar yükledim ve teknoloji dersi üzerinede bir kaç çalışmam oldu geniş bir şekilde o konudanda bahsettim sosyal bilgiler dalında sizlere salih yaman arkadaşım yardımcı olucak kendisi sosyal bilgiler öğretmenidir kendisi sitemize bir çok katkıları bulunmuştur dosyalar eklemiştir bir çok arkadaşımızın ödevini yapmasında yardımcı olmuştur inşallah sizlerede bu konuda yardımcı olur, sitemize şiirler koyduk 23 nisan şiirleri cumhuriyet şiirleri 10 kasım şiirleri ve bunun bir binlerce şiir sağlık hakkında yazılarımız oldu ödevlerinize yardımcı olacağını düşündük mustafa kemal atatürk hakkında bilgilerle donattık sitemizi onun hakkında şiirler biyografisi vs coğrafya derslerini unutmadık tabiki yurdumuz hakkında geniş bilgilere yer verdik iklimleri matematik ve spor hakkındada ödevler yaptık bunlarıda yükleyebilirsiniz