|
|
ücretsiz ödev ara |
|
|
23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİ Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışının 87. yıldönümünü gurur ve coşkuyla kutluyoruz. Tarihimizde önemli bir dönüm noktası olan 23 Nisan 1920, varlığına kastedilen yüce Türk Ulusu'nun uyanışını; esaret zincirlerini kırarak, kendi yazgısına el koyduğu günü simgelemektedir. Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasındaki en önemli etkenlerden biri, hazırlık aşamasındaki kararlı ve tarihi adımların, ulusun ortak sesi olarak atılmasıdır. Büyük Atatürk, başlatmak istediği kurtuluş hareketinin ancak ulusla birlikte başarılabileceğini görmüştür. Kurtuluş Savaşı'yla Ulusumuzun varlığını koruyan, Lozan Antlaşması'yla da egemenliğini sağlayan Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu yönüyle dünya parlamentoları arasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, "Egemenlik kayıtsız, şartsız Milletindir" ilkesinin oluşturduğu demokratik rejimimizin temel kurumu, ulusal egemenliğin somutlaştığı ve Ulus iradesinin temsil edildiği yüce bir organdır. Egemenliğin kayıtsız, şartsız Millete ait olduğu bu yeni yönetim biçimi, Türkiye Cumhuriyeti'ne yurttaşlık bağı ile bağlı olan herkese birey olma olanağı sağlamış ve bunun sorumluluğunu da yüklemiştir. Milletimize, devletimize ve demokrasimize olan inancımızı koruyarak, Cumhuriyet'in dayandığı temel niteliklere ve Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı kalarak, gereksinim duyulan reformları gerçekleştirerek, önümüzdeki dönemde mutlu, büyük ve güçlü bir Türkiye'yi oluşturmamız gelecek kuşaklara karşı tarihsel sorumluluğumuzdur. Çocuklar bir toplumun geleceğidir. Her toplum, çocuklarına sahip çıkmak, onların en iyi biçimde yetişmelerini sağlamak zorundadır. Milletimizin en değerli varlığı olan çocuklarımızın, güzel bir ortamda yetişmeleri ve hiçbir sıkıntı ve güçlük çekmeden yaşamlarını sürdürmeleri temel amaçlarımız arasında olmalıdır. Devlet ve Millet olarak, 21. yüzyıl dünyasının gerisinde kalmamak ve çocuklarımızın yaşam koşullarını iyileştirebilmek için öncelikle, onlara çağın gerektirdiği bilgi ve becerileri kazandırmalıyız. Eğitim, toplulukları çağdaş uygarlık düzeyine yükselten vazgeçilmez temel etkinliktir. Her alanda, çağdaş ve evrensel ilkeleri benimsemiş Türk toplumunun gelişmiş ve ileri ülkeler arasında yer almasının temel koşulu, eğitimin kalitesinin yükseltilmesi ve yaygınlaştırılmasıdır. Geleceğin yetişkinleri olarak topluma yön verecek çocuk ve gençlerimizi, demokratik toplum yapısını yaşam biçimi olarak benimsemiş, hukuka saygılı, kurallara uyan, yeniliklere açık, akıl dışılıktan ve bağnazlıktan uzak, bakış açısı geniş, özgür düşünceye sahip, sorun çözme yeteneği yüksek insanlar olarak yetiştirmeliyiz. Çağdaş uygarlık düzeyini yakalayabilmek için bu temel koşuldur. Büyük Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açıldığı gün olan 23 Nisan'ı, çocuklara bayram olarak armağan ederken, Türk çocuklarının yurt sevgisini ve çalışkanlığını biliyor ve onlara güveniyordu. “Ne mutlu Türküm diyene” diyen Mustafa Kemal’in izinden gidip esenlik dolu günlere ulaşmak dileğiyle… Bayramımız kutlu olsun…
|
|
TBMM’NİN AÇILIŞI
Kıymetli misafirler, değerli öğretmenlerim, sevgili arkadaşlar, 23 Nisan 1920 tarihine gelinceye kadar Anadolu tarih boyunca görmediği elem verici hadiselere şahitlik etmişti. İşgal ve esaret nedir bilmeyen Anadolu işgalle tanışmıştı. Anadolu insanı çok uzun zamandan beri savaştaydı. Daha öncekileri saymazsak, 18 Ekim 1912'de başlayan Balkan Savaşı'yla birlikte, asırlardır besledikleri kinlerini kusan düşmanların saldırılarını durdurmak için kahramanca bir savaşın içine dalmıştı. Henüz Balkan Savası'nın yaraları sarılmadan, Birinci Dünya Savaşı patlak vermiş, yüzbinlerce gencimiz yedi düvele karşı savaşmaya başlamıştı. Bu müthiş savaşta kuvvetler arasında muazzam dengesizlikler vardı. Savaşta yüzbinlerce genç şehit düşmüştü. Sağ olarak dönen gazilerin pek çoğu da ya hastalanmış, ya kolunu, bacağını kaybetmişti. Nicedir Osmanlı Devleti’ne "Hasta adam" deyip, kendi aralarında onun mirasını bölüşenler, 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesinin ardından, kapalı kapılar ardında hazırladıkları planlarını uygulamaya başlamışlardı. İstanbul'un işgalinden üç gün sonra, Atatürk 19 Mart 1920 tarihli bildiriyi yayımladı. Bildiride,"olağanüstü yetkiler taşıyan bir Meclisin Ankara'da toplanacağı, Meclis'e katılacak üyelerin nasıl seçilecekleri, seçilerin engeç onbeş gün içinde yapılması gereği, kesin ve kararlı ifadelerle yer alıyordu.
Ayrıca, dağılan Meclis-i Mebusan'ın üyeleri de Ankara'daki Meclis'e katılabileceklerdi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş temelleri Ankara'daki bu ilk tarihi binada atıldı. Birinci Meclis Binası, Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın yönetim yeri olarak pek çok tartışma ve millî kararlara sahne oldu: Bu yapı bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak, ilk yılların anılarını sergiliyor.
İllerde seçilen temsilciler ve Meclis-i Mebusan'ın bir kısım üyeleri Ankara'ya geldiler.
Ankara'nın o günkü şartları içinde Meclis'in toplanabileceği elverişli bir bina yok gibiydi. Sonunda, İkinci Meşrutiyet döneminde, İttihat ve Terakki Cemiyeti kulübü olarak yapılmış tek katlı bir bina uygun görüldü. Eksik kalmış yapı tamamlandı, okullardan toplanan ve halkın katkısıyla sağlanan eşyalarla donatıldı.
Hazırlıklar tamamlanınca, Atatürk 21 Nisan'da yayınladığı ikinci bir bildiri ile, Meclis'in 23 Nisan günü toplanacağını ve açılış töreninin nasıl yapılacağını duyurdu.
23 Nisan 1920 Cuma sabahı erken saatlerde, Ankara'da bulunan herkes Meclis Binası çevresinde toplandı. Halk, kendi kaderine sahip çıkmanın coşkusu içindeydi. Hacı Bayram Camii'nde kılınan öğle namazından sonra, Meclis binası girişinde gözleri yaşartan muhteşem bir tören yapıldı. Saat 13.45'de, Ankara'ya gelebilen 115 milletvekili Meclis salonunda toplandı. Parlamento geleneklerine göre, en yaşlı üye olan Sinop Milletvekili Şerif Bey, Başkanlık kürsüsüne çıktı ve açılış konuşmasını yaparak Meclis'in ilk toplantısını açtı. TBMM, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal Paşa'yı (Atatürk), başkanlığa seçti. Mustafa Kemal Paşa, kendi öncülüğünde kurulan TBMM'nin başkanlığını Cumhurbaşkanı seçildiği gün olan 29 Ekim 1923 tarihine kadar sürdürdü. Salim YAMAN
|
Atatürk was born in Selanik in 1881. His father was Ali Rıza Efendi, and his mother was Zübeyde Hanım. His parents called him Mustafa.
His father , Ali Rıza Efendi died when little Mustafa started primary school, so they moved to another city. They stayed there with his uncle. His worked on his uncle's farm for some time. Then, he went back to Selanik, and started Şemsi Efendi School again. Later, he entered the exam for the Military School and he passed it.
He was very good at maths in the Militariy School. His maths teacher liked him very much. One day, he said to him "Your name is Mustafa. My name is Mustafa. That's why I'm giving you the name Kemal. Your name is Mustafa Kemal from now on. His name became Mustafa Kemal then. He was very hardworking student. He finished the Military School and joined the army as a young officer. He fought in Çanakkaler Wars. Then, He became the chief commander of the Turkish Independence War. His enemies were Englishes,Frenches, İtalians and Greeks.You see, He saved our country with his friends from the very strong nations of the world. And he overcomed them.
Then, He invited the all Turkish patriots to Ankara on the "19th of March,1920". He opend the Turkish Grand National Assembly by a religious ceremony on the "23rd of April, 1920".
Atatürk is founder of the Young Turkish Republic. He founded the Republic of Turkey on the "29th of October, 1923". And he became the first president of the Turkish republic. In 1934 The Turkish Grand National Assembly gave him the surname "Atatürk". Atatürk means the father of Turks in English language.
He died on the "10th of November, 1938". His mausoleum is in Ankara. Ankara is the capital city of the Turkey. It's in the middle of Turkey.
|
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Açılması Mebuslar Meclisi Misak-ı Milli’yi ilan edince Anlaşma Devletleri İstanbul’u işgal ederek Meclis’in çalışmalarını engellediler (16 Mart 1920). Mustafa Kemal Paşa, Mebuslar Meclisi’nin bu şekilde sona erebileceğini tahmin ediyordu. Derhal kapanan meclisin yerine yeni bir meclisin açılması için çalışmalara başladı. 19 Mart 1920'de bir genelge yayınlayarak Ankara’da olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin toplanacağını, bunun için hemen seçimlerin yapılmasını, her sancaktan beş üyenin seçilerek 15 gün içerisinde Ankara’ya gönderilmesini istedi. Mustafa Kemal Paşa Meclisin yetkileri ve hükümetin kurulması konusundaki görüşlerini bir önerge şeklinde TBMM’ye sundu. 24 Nisan 1920'de kabul edilen önergeye göre; 1. Hükümet kurmak gereklidir. 2. Geçici kaydıyla bir hükümet reisi tanımak veya padişah kaymakamı atamak doğru değildir. 3. Mecliste toplanmış milli iradeyi vatanın geleceğine hakim kılmak temel ilkedir. TBMM’nin üstünde güç yoktur. 4. TBMM yasama ve yürütme yetkisine sahiptir. Meclisten ayrılacak bir heyet Meclise vekil olarak hükümet işlerini görür. Meclis başkanı bu hükümetin de başkanıdır. 5. Padişah ve halifenin durumu bulunduğu baskıdan kurtulduktan sonra Meclis tarafından belirlenecektir. Önemi : • 23 Nisan 1920'de TBMM’nin açılmasıyla yeni Türk Devleti kurulmuştur. • TBMM’nin üstünde güç olmadığı belirtilerek İstanbul Hükümeti yok sayılmıştır (3. madde). • “Geçici bir hükümet reisi tanımak doğru değildir.” maddesi ile Meclisin bağımsızlığı ve devamlılığı belirtilmiştir (2. madde). • İlk TBMM’de “güçler birliği ilkesi” ve “Meclis Hükümeti sistemi” kabul edilmiştir (4. madde). • “Türkiye Büyük Millet Meclisi” adının kullanılması kurulan yeni devletin milliyetçi bir karakter taşıdığını ve Türk milletine dayandığını ortaya koymaktadır. • TBMM, Mustafa Kemal Paşa’yı meclis başkanlığına seçti. • ”Milli Egemenlik” ilkesinin gerçekleştirilmesi yolunda önemli bir adım atılmıştır. • Çoğunluğu padişah ve halifeye bağlı olan bu insanları birleştiren temel amaç “Misak-ı Milli’nin gerçekleştirilmesi” idi. Mustafa Kemal Paşa inkılâpları sonraya bırakarak, öncelikle vatanın kurtarılmasını amaçlamış, böylece milli birliğin korunmasını sağlamıştır. • 30 Nisan’da Mustafa Kemal Paşa, Avrupa devletlerinin dışişleri bakanlarına; TBMM’nin kurulduğunu, yabancı hükümetlerin, İstanbul Hükümeti ile yaptıkları ve yapacakları antlaşmaların Türk milletinin gerçek temsilcisi olan TBMM tarafından tanınmayacağını bildirmiştir. 1921 Anayasası’nın Kabulü (Teşkilât-ı Esasiye) 20 Ocak 1921 tarihinde “Teşkilat-ı Esasiye Kanunu” adıyla Türk Devleti’nin ilk anayasası olarak kabul edilmiştir. 1921 Anayasası’nın Önemli Maddeleri 1. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. 2. Yasama ve yürütme gücü TBMM’ye aittir. 3. Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi’nce yönetilir ve “TBMM Hükümeti” adını alır. 4. Şer’i hükümlerin yerine getirilmesi TBMM’ye aittir. 5. Büyük Millet Meclisi başkanı, hükümetin de başkanıdır. 6. Kanun-u Esasi’nin Teşkilat-ı Esasiye ile çelişmeyen hükümleri geçerlidir. 7. Milletvekilleri seçimi iki yılda bir yapılır. Eski Meclisin görevi yeni Meclis toplanıncaya kadar devam eder. Önemi • Yeni Türk Devleti’nin kuruluşunun hukuki ve siyasal bir belgesi olmuştur. • Olağanüstü şartlardan dolayı çabuk karar almak ve hemen uygulayabilmek için “güçler birliği” ilkesi kabul edilmiştir (2. madde). • Ulusal egemenliğin tekliğine dayanarak İstiklâl Mahkemeleri meclis içinde kurulmuştur. Böylece TBMM yargı gücünü de kullanmıştır. • Dönemin şartları içinde ulusal birliği zedelememek için devletin rejimi belirtilmemiştir (1. ve 3. maddeler). • Meclis hükümeti sistemi kabul edilmiştir. • “Şeriat hükümlerinin yerine getirilmesi” görevinin TBMM’ye verilmesi devlet yönetimini tek organda toplamayı amaçlamıştır. Bu durum 1921 Anayasası’nın “laik” olmadığını göstermektedir (4. madde) 1921 Anayasa'sında en önemli değişiklikler 29 Ekim 1923 tarihinde gerçekleşmiştir.Bu tarihte Cumhuriyet ilan edilerek devletin yönetim şekli belirlenmiş''Meclis Hükümeti'' sistemi yerine ''Kabine'' sistemine geçilmiştir. Sevr Antlaşması ve Önemi • Osmanlı Devleti bu antlaşma ile başka devletlerin güdümü ve yönetimine bırakılmıştır. • Bu antlaşma ile I. Dünya Savaşı’nın galipleri Osmanlı topraklarını paylaşmışlardır. • Türklere hayat hakkı tanınmadığı gibi, azınlıklar çok geniş haklara sahip olmuşlardır. • Osmanlı Anayasası’na göre barış antlaşmalarının mutlaka Mebuslar Meclisi tarafından onaylanması gerekliydi. Mebuslar Meclisi dağıtıldığından Sevr Antlaşması onaylanmadı. Bu yüzden Sevr, hukuki bakımdan geçerli değildir. Sevr Barış Anlaşması'na TBMM'nin tepkisi çok sert oldu. Meclis bu barıı tanımadığını açıkladı.Sevr'i imazalanlar ve onaylayanlar vatan haini sayıldı. :Türk milleti,yaptığı Kurtuluş savaşı'yla Sevr'in geçerliliğini Önlemiş ve Sevr yerine Lozan Barış Anlaşması yapılmıştır.
|
|
|
|
|
|
|
|